İsrail ve YPG Suriye’de yine DEAŞ’ı sahaya sürüyor

ABD’de Trump’ın başkan seçilmesinin ardından Suriye’deki askerleri çekme ihtimaline karşı Mossad ile PKK, bölgede terörü hortlatmak için DEAŞ’ı sahaya sürmeye hazırlanıyor.
YILMAZ BİLGEN -İsrail, terör örgütü PKK/YPG ile yeni bir iş birliğine gitti. ABD seçimleriyle eş zamanlı olarak operasyon başlatan İsrail ile PKK, Suriye’de DEAŞ’lı teröristlerin ve ailelerinin kaldığı kamplara baskın yaptı. Suveyda ve PKK işgali altındaki bölgelerde İsrail vatandaşlığı dağıtma hazırlığı yapan Tel Aviv rejimi, PKK’lı muhataplarına ABD’nin muhtemel asker çekme sonrası bölgede birlikte askerî rol üstlenme niyetini paylaştı. Bilgi aldığımız bölge kaynaklarına göre, Koalisyon unsurlarının destek verdiği operasyonlara Mossad ajanları ile İsrailli askerî uzmanlar da katıldı.
İLK BASKIN HOL KAMPINA
İlk olarak Hol Kampına düzenlenen müşterek baskında çok sayıda DEAŞ’lılardan ve yakınlarından “DNA amaçlı” denilerek kan alındı. Yaşları 8 ila 18 olan birçok erkek ve kız çocuğuyla birlikte bazı kadınlar baskın yapan ekipler tarafından götürüldü. Daha sonra Haseke Sinai, Deyrizor, Tabka, Menbiç ve Rakka’daki DEAŞ hapishanelerine yönelen baskın timleri, aralarında üst düzey isimlerin de olduğu 200’den fazla DEAŞ’lı teröristi alarak bölgeden ayrıldı. Baskın öncesi ve müdahale esnasında İsrailli ekiplerin isim ile faaliyetlerinin gizliliği için olağanüstü tedbirler alındı. Bazı noktalarda PKK kıyafeti giyen siyonist rejim elemanları, yüzlerini gizleyerek ekibe dâhil oldu.
DEAŞ’A YENİ GÖREV
Koalisyon güçlerinin 2016 yılında Suriye’de tamamen bittiğini ilan ettiği DEAŞ, özellikle Humus-Deyrizor arasında kalan çöl bölgesi (el-Badiye) yeniden hortlatılıp, güneyden çizilen Davut Koridoru’nu PKK işgal hattı ile birleştirme görevi verildi. Türk güvenlik kaynakları, İsrail’in Trump’ın muhtemel “asker çekiyoruz” açıklamasına dönük yoğun güvenlik ve diplomasi faaliyeti yürüttüğü görüşünde. Bu kapsamda “bitti” denilen DEAŞ’ın, PKK işgal sahasında yeniden bombalı eylem, belirli noktalarda şok baskın ve geçici hâkimiyetler kurma biçiminde hortlatılacağı bekleniyor. Bu yolla da uluslararası kamuoyunda “DEAŞ güçlü ve faal” izlenimi verilerek bölge üzerindeki operasyonla İsrail’e alan açma stratejisi devam ettirilecek. Golan’daki mevcut konumunda 80 kilometre daha Suriye içine ilerlemeyi hedefleyen İsrail, önce Ürdün sınırındaki Tenef Koalisyon Üssü, sonra da Humus-Deyrizor aralığına ekilen DEAŞ’ı bahane ederek bölgeye müdahale edecek.
7 BİN DEAŞ’LI PKK’YA KATILDI
El-Badiye’nin İsrail ve müttefik unsurlarca ele geçirilmesi, Deyrizor-Haseke-Golan hattını kapsayan Davut Koridoru’nun hayatiyet kazanması anlamını taşıyor. Suriye Aşiretler Meclisi Sözcüsü Mudar Hamad, daha önce DEAŞ saflarında olup PKK’ya katılan teröristlerin sayısının 7 bini aştığını kaydetti. Suriye halkına karşı kurulan kumpasta DEAŞ ve PKK’nın ortak misyon ifa ettiğini kaydeden Hamad “Şimdi İsrail de bu ittifakın aktif parçası hâline geldi. Suriye 100 sene önceki Filistin senaryosu ile karşı karşıya. Ancak Müslüman ve izzet sahibi Kürt, Türkmen, Arap olan Suriye halkının gücü bu oyunu bozmaya yeter” dedi.
SİVİL KANAT DA BOŞ DURMUYOR
Gazze’yi yerle bir eden ve Lübnan, Golan cephesinde işgallerini sürdüren İsrail, Kürtlere ilişkin sivil dezenformasyon faaliyetlerine de hız verdi. Yeni Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın “Kürt halkı büyük bir ulus, siyasi bağımsızlığı olmayan büyük uluslardan biri. Onlar bizim doğal müttefikimizdir. Bu halklara ‘ulaşmak ve onlarla bağlarımızı güçlendirmemiz gerekiyor’ sözleri ve Dürzilerle birlikte Kürtleri müttefik ilan etmesine ek olarak stratejik güvenlik hem de siyasi boyutta ilişkilerin zorunluluğuna vurgu yapması dikkat çekmişti. Siyonist bakan ayrıca “Her zaman azınlık olacağımız bir bölgede doğal ittifakların diğer azınlıklarla olacağını anlayın” cümlesi de takip edilen ana stratejinin özeti mahiyetindeydi. Bu açıklamalara paralel, konvansiyonel ve sosyal medya üzerinden başlatılan Türkiye karşıtlığına “İsrail, Kürtlerin dostudur” başlığı da eklendi. Avrupa merkezli birçok isim ve STK’ya ciddi fon akışının gerçekleştiği tespit edilirken, Tel Aviv yönetiminin ilk planda 500 milyon dolarlık bütçe ayırdığı ortaya çıktı. İsrail Dışişleri ve Diaspora Bakanlığı tarafından yürütülecek kampanyada, Mossad ve Kürt-Yahudi Topluluğuyla birlikte PKK’nın sivil uzantıları da etkin olarak işlev görecek.
TÜRK DÜŞMANLIĞI EKİYORLAR
“İsrail’in Kürtlerin kurtarıcısı” olduğu propagandası yanında Türk düşmanlığı ekme çabalarının ilk etkinliği 16 Kasım’da Köln’de yapılacak olan PKK-bölücü mitingi. Bununla birlikte bir dönem Ümit Özdağ’ın övdüğü ve yoğun iş birliği içerisinde olduğu siyonist Prof. Ofra Bengio, bölücü PAKURD Başkanı İbrahim Halil Baran, İsrail Kürt Yahudi Topluluğu Başkanı Yehuda Ben Yosef gibi isimlerin katıldığı panel organizasyonu ilk dezenformasyon girişimleri olarak planlandı. Kürt araştırmacı İbrahim Güçlü “PKK artık İsrail’in bölge dönüştürme aparatı olarak tarafını seçti. Ancak İsrail’in PKK kurgusu tutmaz. Çünkü Kürtler biliyor ki çözüm Türkiye ile gerçekleşir. İsrail’in hedefi PKK üzerinden Kürtleri esir almak. Bu toprakların dışında çözüm aramak beyhude çabadır. PKK’nın kendi iradesi olmadığı bir defa daha ortaya çıktı. İsrail yeni merkez akıl. Olayın esasında terör örgütünün bir anlamda Kürt’ü köksüzleştirme projesi olduğunu herkes gördü. Şimdi de partner olarak İsrail’i seçtiler. Böyle bir projenin başarısı Kürtlerin sonunun Filistin’den beter olmasıdır. Kürtler her zamankinden daha aklı selimle hareket etmeli. Ankara da Kürtleri her zamankinden çok daha samimi ve yapıcı bir biçimde dinlemeli. Bu mesele Kürt halkı temel alınarak PKK’sız çözülmeli” dedi.
Deas diye bir örgütün olmadigini zaten herkes biliyor bunlar Amerika ve İsrail'in kendi getirip yerleştirdiği adamlar ellerinde heran koz olarak kullaniyorlar