Özbekistan-Türkiye ilişkileri daha da güçlenecek

Bugün 6 Haziran 2024 kardeş ülke Özbekistan’la ilişkilerimiz açısından son derece verimli ve gelişmelerle dolu bir gün olacak. Sebebi, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev resmî ziyaretle Türkiye’de bulunuyor. Ülkelerimiz arasında kurulan Yüksek Düzeyli Stratejik Ortaklık Konseyinin Üçüncü Toplantısı yapılacak. Böylesi önemli bir günde sizlere Türkiye açısından Özbekistan’ın önemi hakkında kısa bir yazı kaleme almaya gayret ettik.
Özbekistan, bizim ATA YURDU diye tanımladığımız, Maveraünnehir topraklarıdır. Miladi 10. asırdan itibaren atalarımız burasını terk edip Anadolu coğrafyasını yurt edinmişlerse de ata topraklarında kalan kardeşleri ile münasebetini hiçbir zaman kesmemişlerdir.
İsimlere bakacak olursak, Kur’ân-ı kerimden sonra en sağlam kaynak olarak kabul edilen altı hadis kitabının ikisinin müellifi Buhari ve Tirmizi bu toprakların armağanıdır. Aynı zamanda bugünkü bilim ve teknolojinin temelini teşkil eden büyük ilimlerin birçoğunun kurucusu ve geliştiricisi de buralıdır. Mesela Harezmi, algoritmanın kâşifidir. Aynı zamanda sıfırı matematiğe uygulayan kişidir. Sıfır daha önceden biliniyordu ama sonsuz sayıya ulaşacak şekilde matematiksel işlemlerde kullanılabilen bir sayı değildi. Bunun yanı sıra, İbni Sina, Farabi ve Uluğ Bey isimlerini gündeme aldığımızda, bunların tamamı o topraklarda doğan ve o topraklarda okuyan kişilerdir. Uluğ Bey aynı zamanda hükümdardır. Kurmuş olduğu rasathaneyle bir güneş yılını hesap ederek bugünkü astronomik rakamlara göre kıyasladığımızda, bir dakika iki saniye farkla üç yüz altmış beş günün net hesabını yapabilmiş bir kişidir. İslami ilimler açısından tasavvuf tarihi dediğimiz bir alan var. Burada da özellikle Nakşilik silsilesinin öncüleri ve devamcıları buradandır. Hazreti Mevlâna da Özbekistan’ın Harezm bölgesindeki Şahlardan birisinin torunudur. Bu coğrafyada yetişen âlimler sadece o topraklarda kalmamış, bütün Asya, Hindistan, İran ve Afganistan coğrafyası, daha kuzeyde Rusya’nın içlerine doğru giderek bugün var olan bütün o büyük çoğunluğu Türki topluluklar olan halkların ilim ve İslami temellerini atan şahıslardır. Aynı zamanda Anadolu topraklarına da gelmişler, buralarda da büyük medreseler kurmuşlar ve önemli işler yapmışlardır. Anadolu topraklarında bugün o coğrafyadan gelen Semerkandi, Taşkendi ve Buhari ismini haiz 2 bin 500’ün üzerinde türbe olduğunu duydum. Bunlardan iki tanesi Bursa’dadır: Emîr Sultan ve Selâhattin Buhari.
YENİ ÖZBEKİSTAN
2016 yılında iktidara Şevket Mirziyoyev’in gelmesiyle Özbekistan’da tam anlamıyla açılım ve kalkınma politikaları uygulanmaya başladı. Ülkedeki değişim ve dönüşüm süreci artık ‘Yeni Özbekistan’dan sıklıkla bahsedilmesini beraberinde getirdi. Bu süreçte Sayın Mirziyoyev’in özellikle üzerinde durduğu nokta ekonomik kalkınmadır. Geçen 7-8 yıllık süreçte ülkeyi sıklıkla ziyaret eden birisi olarak Yeni Özbekistan’ın gerçekten de büyük mesafeler katettiğini söylemem gerekir. 2-3 Mayıs tarihlerinde katılım fırsatı bulduğum bizzat Sayın Mirziyoyev’in girişimi olan Taşkent Uluslararası Yatırım Forumu da ülkenin ne denli büyük başarılar elde ettiğini gözler önüne serpiyor. Son yıllarda Yeni Özbekistan ekonomisini neredeyse ikiye katladı. 2023’ü yüzde 6 büyümeyle tamamladı ve bu yıl da aynı başarıyı sağlaması öngörülüyor. Ülkede enflasyon yüzde 9’lar seviyesinde. Ticaret ciro göstergeleri de sürekli artıyor. Ülke döviz piyasasının ve altın döviz rezervlerinin istikrarlılığını koruyor. Son yıllarda 60 milyar doların üzerinde yabancı yatırım çekebilmiş, geçen yıl yabancı yatırımların hacmi neredeyse iki katına çıkmıştır. Türkiye dâhil 90’dan fazla ülkeye uyguladığı vizesiz rejim sayesinde Yeni Özbekistan turizm sektöründe de adından söz ettiriyor. Böylece büyük ve derin tarihî temeller üzerine yükselme ve kalkınmayı hedefleyen ülke sadece Orta Asya’nın değil tüm dünyanın parlayan bir yıldızına dönüşüyor.
ÜÇÜNCÜ AYDINLANMA
Burada değinmeden geçemeyeceği bir diğer husus Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in maneviyat alanındaki büyük girişimleridir. Bu çerçevede ülkede başlatılan Üçüncü Rönesans veya Üçüncü Aydınlanma hedefi takdire şayan. Malum olduğu üzere çoğu tarihçiler tarafından İmam Buhari ve Harezmi gibi âlimlerin yetiştiği 10. ve 11. yüzyıl Birinci Aydınlanma Dönemi, Uluğ Bey ve Alişir Nevai gibi âlimlerin yetiştiği 15. yüzyıl ise İkinci Aydınlanma olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde ise Yeni Özbekistan, “Bütün Türk Dünyası ile neden biz benzer bir aydınlanma ile insanlığa yeniden katkı koymayalım” demektedir. Bu sayede Özbek gençlerin her türlü eğitimi için bir seferberlik başlatılmış ve meyvelerini de toplamaya başlanmıştır. Bugün Özbek gençleri kendi ülkesi ile birlikte dünyanın her yanındaki en önemli üniversitelerde eğitim görmekte ve dönüşlerinde de ülkeleri için hizmet etmektedirler. Üçüncü Aydınlanma, sadece Özbekistan için değil aynı zamanda bütün İslam dünyası ve hatta insanlık için fevkalade önemli bir medeniyet projesidir. Özellikle önümüzdeki dönemde Türk dünyasının birlik ve beraberliğinin sağlanabilmesi, dünyada yeni, adil, hakkaniyetli bir sistemin kurulabilmesi için bilgiyi ve ilmi önceleyen Üçüncü Aydınlanma hedefinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
KURUMLAR ARASI BİRLİKTELİK
Özbekistan’da başlayan dönüşüm süreci Türkiye’yle ilişkileri de derinden etkiledi. Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan ve Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev arasında son derece yakın ve oldukça samimi ilişki kurulmuş bulunuyor. Devlet Başkanlarımız birbirine ‘kardeşim’ diyerek hitap ediyor. Bu durum tabi ki ülkelerimizin tüm kurum ve kuruluşları arasındaki ilişkilerde olumlu yansımalar doğuruyor. Geçen ay (7-8 Mayıs 2024) Büyük Millet Meclisimizde oylamasını yaptığımız Özbekistan ile imzalanan anlaşmaların alanı ve içeriği de ikili ilişkilerimizin geldiği seviyeyi açıkça gösteriyor. Meclisimizden geçen ve iç hukuk onay süreci tamamlanan anlaşmalar TİKA’nın Özbekistan’daki faaliyetlerinin daha da geliştirilmesinden ülkelerimiz arasında suçla mücadeledeki iş birliğinin güçlendirilmesine, kolluk eğitiminden askeri ve savunma sanayiine, göçmen işçilerin ve aile fertlerinin haklarının korunmasından hükümlülerin nakline çeşitli alanlardaki iş birliğimizin hukuki temelini oluşturmuştur.
Yeri gelmişken ülkelerimizin Meclisleri arasında da örnek ilişkilerin bulunduğuna değinmeden geçemeyeceğim. 22 Mayıs’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı’mız Sayın Numan Kurtulmuş başkanlığındaki heyetle Özbekistan’a yaptığımız ziyaret parlamenter diplomasimizin geliştirilmesi bakımından oldukça faydalı olmuştur. Ziyaret çerçevesinde Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Özbekistan Yasama Meclisi ve Özbekistan Senatosu Başkanlarıyla son derece verimli görüşme ve toplantılar yapıldı. Parlamentolar arası ilişkilerin daha da geliştirilmesi, Meclislerimizdeki dostluk gruplarımız ve ilgili komisyonlar hatta doğrudan milletvekilleri arasındaki temas ve iş birliğinin daha da artırılması konusunda mutabık kaldık. Tüm bu amaçlar doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Özbekistan Âli Meclisi arasında iş birliği programının geliştirilip imzalanması planlanıyor.
BEŞERÎ İLİŞKİLERİN ÖNEMİ
Yukarıda da değindiğimiz gibi Özbekistan ve Türkiye kurum-kuruluşları arasında örnek ilişkiler var. Bununla beraber doğrudan halklarımız arasındaki iş birliğinin de son derece önemli olduğunu belirtmem gerekir. Aslında iki halk arasındaki temas hiçbir zaman kesilmemiş. Çünkü Anadolu Türkleri olarak kadim kültürlerimizin kaynağı olan Semerkant, Buhara, Harezm gibi çok büyük medeniyet merkezlerine her zaman kıymet vermişiz. Bu şehirlerin her biri bir devlete başkentlik yapmış, içine girildiği zaman tarihi yaşadığınız, başka bir zamana ışınlandığınız bir medeniyet merkezine dönüşmüş durumdadır. O bakımdan Anadolu’daki her bir Türk’ün Özbekistan’ı ziyaret etmesi gerektiğini düşünüyorum. Kendim de 2018 yılından bu yana Türkiye-Özbekistan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanlığı görevini yürütürken defalarca buraları ziyaret imkânı buldum. Ama her gittiğimde yeni şeyler keşfediyorum. Özbekistan’da bu tarih ve medeniyetten kaynaklanan zenginliğin hâlâ devam ettiğini görüyorum. Bundan dolayı da çok mutluyum. İki ülke arasındaki ilişkilere de elimizden geldiği ölçüde katkı sağlamaya devam edeceğim.