Rusya ve Çin dev sektörden pay alma peşinde! Borsa kurup lobi faaliyeti yürütmeye başladılar

ABD’nin F-16 tedariki konusunda Türkiye’ye engel çıkarmasını fırsata çevirmek isteyen Rusya ve Çin’in savaş uçağı ticareti ile ilgili borsa kurup lobi faaliyeti yürüttüğü ortaya çıktı.
YILMAZ BİLGEN'İN HABERİ - Türk- Amerikan ilişkilerinde yaşanan sıkıntıları fırsata çevirmek isteyen Rusya ve Çin’in özellikle savaş uçağı ticareti ile ilgili borsa kurduğu ortaya çıktı. Her iki ülkenin geçtiğimiz dönem zarfında aralarında savunma sanayii sektör temsilcileri, akademisyenler, medya mensupları, bürokrat ve siyasileri ikna amaçlı lobi faaliyeti yürüttüğü öğrenildi. Rusya ve Çin’in bu amaçla milyon dolarlık bütçeler oluşturduğu, kendi savunma bakanlıkları, düşünce kuruluşları, şirketleri, üniversiteleri ve diplomatik kanallar yanında istihbarat birimlerini de seferber ettiği tespit edildi. Söz konu ülkeler, kurulan jet borsası aracılığı ile milyarlarca dolarlık hava harp aracı sektöründen pay almak istedi. Gazetemize bilgi veren güvenlik kaynağı bu faaliyetlerin yakından izlendiğini ve herhangi bir manipülasyona izin verilmediğini paylaştı.
TÜRKİYE KARARINI VERDİ
Savunma Bakanlığı kaynakları F-16’larla ilgili gelişmeleri çok boyutlu kazanım olarak nitelendirdi. Yeni uçakların alınmasına ek, Türkiye hâlihazırda envanterde yer alan 270 uçağın radar, gövde, motor ve mühimmat-lojistik konularında da önemli kazanımlar sağlayacak. Resmî kaynaklar ayrıca Yunanistan’a verilen F-35 jetlerini de güç dengelerini değiştirecek yönündeki yorumlarında doğru olmadığı görüşünde. F-16’lar konusunda belirsizliğin yaşandığı dönem Rusya ve Çin’le birlikte farklı ülke hava araçlarının da gündeme geldiğini hatırlatan kaynak, olayın savunma niteliği yanında teknoloji, konjonktür ve siyasi bağlamının da olduğunu aktardı.
Ankara, savaş uçakları konusunda yeni bir ülke ya da teknoloji tercihinden çok 10-15 yıllık dönemde tıpkı helikopter ve İHA-SİHA teknolojisinde olduğu gibi yerli savaş uçaklarının TSK envanterinde yer almasına odaklanıyor. Savaş uçağı tercihinde Rusya ve Çin konusu çok daha özel önem arz ediyor. İkili envanter olarak nitelendirilen ABD-Rusya ya da ABD-Çin karma konseptlerin siyasi kriz satın alımı stratejisi olduğu ve her açıdan ciddi yük getirdiği görüşü hakim. Mısır, Polonya, Pakistan gibi ülkelerin içerisinde bulunduğu siyasi angajmanlar sebebiyle bu sistemi tercih ettiği ve bu nedenle ciddi sıkıntılar yaşadığı belirtiliyor.
AĞIR YÜK GETİRECEKTİ
Uzun yıllar F-16 pilotluğu yapan Emekli Tuğgeneral Osman Yıldırım, Türkiye’nin kendisine farklı bir yol çizdiğini ve F-35 dahil hangi teknolojiyi satın alırsa alsın bunun yeni bir bağımlılık getireceğini belirtti. Yıldırım, “Yunanistan’a F-35 satışı ve son dönem Washington’un izlediği yol haritasının gelenek hâline gelen 10/7 denklemine aykırı bir tutum. Fakat her şeye rağmen Türkiye’nin Yunan güçlerine karşı karada ve denizde olduğu gibi havada da bariz üstünlüğü var. Sonuçta bu uçaklar tören için değil görev için alınıyor. F-35 görünmez olması yanında gövde içi silah kabiliyeti ile de farklı bir teknoloji. Ancak Türkiye F-16 konusunda çok ciddi mesafe katetti. Şu an dünyanın en iyi pilotları bizde ve bu uçakları yüzde 95 oranında faal kullanabiliyoruz. Lojistik ve modernizasyonda TAI, TUSAŞ, ASELSAN ve benzeri kurumlarımız sayesinde yüzde 50 oranında teknolojiyi yerlileştirdik. Bizim yeni bir teknolojiye geçişimiz altyapıda, pilot havuzu, simülatör, mühimmat değişimi gibi tüm sistemin yenilenmesini doğuracaktı” diye konuştu.
YAPI DEĞİŞMEK ZORUNDAYDI
Savunma sanayii uzmanı Kadir Doğan, Türkiye’nin bir NATO üyesi olduğunu hatırlattı. Doğan, “IFF ve Link sistemleri itibarı ile herhangi bir F-16’nın envantere aldığınız SUHO’ları ya da Çin J serisini tanıma imkânı sıfır. Bunun yanı sıra F-16 ların gövde, yazılım ve elektronik sistemleri Özgür Projesi çerçevesinde ciddi oranda yerlileşti. Sistemi sıfırlama maliyeti yerine mevcut en iyi opsiyonu kullandık. Türkiye bu hamle ile 2030’a kadar kendi uçağını uçurma planını bir anlamda sağlama aldı” değerlendirmesinde bulundu.