Yeni dünya düzeni oluşmaya başladı! Uzmanlar, Avrupa'da aşırı sağın yükselişini̇ değerlendirdi

Kaynak: Türkiye Gazetesi
- Güncelleme:
Yeni dünya düzeni oluşmaya başladı! Uzmanlar, Avrupa'da aşırı sağın yükselişini̇ değerlendirdi
Dünya Haberleri  / Türkiye Gazetesi

Avrupa Parlamentosu’ndaki seçim sonuçlarını değerlendiren uzmanlar, Türkiye’nin bölgesel ve küresel gelişmelere karşı temkinli olması gerektiğini belirtti.

YEŞİM ERARSLAN'IN HABERİ - Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde radikal sağ partilerin yükselişi gündemde geniş yankı buldu. Uzmanlar, aşırı sağın AP’deki yükselişini ve Türkiye ile ilişkilerin evrileceği seyri gazetemize değerlendirdi.

ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Bağcı “Aşırı sağ yeni değil, Avrupa’nın tarihinde var ve olmaya devam edecek. Seçim sonuçlarının ardından Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un erken seçim kararı almasını, kumardan öte halkın taleplerine cevap veremeyecek noktaya gelmesi ve ortaya çıkan tepkiyle siyasi güvenin sağlanması için gerekli olan bir adım olarak görüyorum. Bu, Macron’un son hareketi. Bundan sonra cumhurbaşkanı olma şansı yok, son bir atılımla güven tazelenmeyi hedefliyor. Almanya, Macron’un attığı adımı atamayacak ve erken seçime gitmeyecek. Almanya’daki hükûmet birbirlerine öylesine bağlılar ki, biri dışarıda kalsa Hristiyan Demokratları tek başına iktidara getirebilir. AP seçimleri, Almanya genel seçimlerine yansıyacak ve aşırı sağın daha da güçlendirmesini beraberinde getirecek” dedi.

Yeni bir dünya oluşmaya başladığını belirten Bağcı, bölgesel ve küresel gelişmelere karşı temkinli ve uyanık olmak gerektiğini kaydetti.

Türkiye’nin ekonomik anlamda AB ile ilişkilerinin devam etmesinin önemine işaret eden Bağcı “AP, Avrupa değerlerinin yoğun olarak savunulduğu yapılardan biridir. Türkiye ile olan ilişkiler daha çok al-ver ilişkisine dayanan bir yapıya doğru gidecek. Aşırı sağ hareketlerin tek bir hedefi var; Avrupa’nın korunması ve çıkarların değerlere dayanmaması. Liberalizm bugün gelinen noktada çok büyük oranda yıprandı. Avrupa’daki aşırı sağ olarak güçlenmesine devam edecek. İtalya’da bile Mussolini’nin iyi olduğunu iddia edenler ortaya çıkmaya başladı. Temel sıkıntı, aşırı sağ olarak gördüğümüz hareketlerin muhafazakâr hareketler ile ne kadar iş birliğine gideceğidir. Bunu görmek lazım” dedi.

ABD VE KÜRESEL SİSTEM KAYBETTİ

İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim görevlisi Dr. Naim Babüroğlu “Göçmen sıkıntısı artık sadece göçmen sorunu değil. Bu yüzden, tüm Avrupa ülkeleri insan haklarına aykırı her türlü tedbiri alarak göçmenleri Türkiye’de tutmaya çalışıyor. Avrupa’da aşırı sağ, göçmen karşıtı rüzgâr Türkiye’yi olumsuz etkiler. Bu seçimlerin birinci kaybedeni Soros ve ABD, ikinci kaybedeni küresel sistem. Göçmenler ise en fazla kaybeden. Türkiye ders alırsa ve göçmenleri gönderirse kazanan; ders almazsa en çok kaybeden ülke olur. Sonuçlardan ders alması gereken siyasi yelpaze, Türkiye’de kendini liberal diye tanımlayan aktörler. Bunun yolu zorla göndermek değil; Suriye’yle iş birliği ve AB ile yapılan anlaşmaların iptalidir. Avrupa’da aşırı sağın yükselişinin Türkiye’ye etkileri ne olur? Vize almak daha da zorlaşır. Dünyanın en fazla göçmenini barındıran ülkeyle, turizm dahil, siyasi ve ekonomik ilişkilerde zamanla soğuma olur. Bu kadar sığınmacıya ev sahipliği yapan bir ülkenin herhangi bir Batı ittifakında yer alması mümkün değil” dedi.

TÜRKİYE, STRATEJİ DEĞİŞTİRMELİ

Başkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Hasan Ünal “Avrupa halkları liberal söylemlere itibar etmiyor artık. Ekonomik politikaların değiştirilmesinden yana, neoliberal politikalara itirazları var. İnsanlar savaş istemiyor. ‘Biz ABD’den egemenliğimiz geri almalıyız. Anglosakson egemenliğine boyun eğmiş durumdayız’ diyorlar. Yabancı karşıtlığında artık sağı solu kalmadı, bütün partiler aynı görüşte. Uluslararası ilişkiler açısından bakıldığında bu seçim sonuçları ABD’ye başkaldırıdır. Çok kutupluluğa evrilen bir dünyada bu gidişat çok önemli sonuçlara gebe. Türkiye’ye etkisine bakacak olursak, zaten Türkiye’nin AB diye bir gündemi olmadı. Kıbrıs konusunu Rumların istediği gibi çözülmesine yönelik aldatmaca siyaseti güdüldü. Bu gerçeği görmemiz lazım. Üyelik bazında AB ile bir geleceğimiz olamaz. Ancak buna sırtımızı dönmeden, iş birliğini ticari ve ekonomik alanda nasıl devam ettiririz diye gerçekçi bir ilişki düşünmemiz lazım. Gümrük Birliğinden de çıkmamız lazım. Türkiye’nin bu yönde bir strateji değişikliğine ihtiyacımız var” dedi.

Kaynak: Türkiye Gazetesi

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.
Sonraki Haber Yükleniyor...