Cumhurbaşkanı Erdoğan kadına yönelik şiddete karşı talimat verdi: Cezasızlık algısına müsaade etmeyeceğiz
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, kadına şiddet ve çocukların korunmasına yönelik açıklamalarda bulundu. Eyüpsultan ve Fatih'teki cinayetleri örnek gösteren Çelik, infaz yasasıyla ilgili düzlenmelerin gözden geçirileceğini söyledi. Sözcü Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Kesinlikle cezasızlık algısına müsaade etmeyeceğiz" ifadeleriyle talimat verdiğini söyledi.
AK Parti MYK Toplantısı'nın ardından parti sözcüsü Ömer Çelik basın toplantısı düzenledi. AK Parti Sözcüsü Çelik, Gazze'deki soykırım ve İstanbul'da işlenen kadın cinayetleri hakkında açıklamalarda bulundu.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamalarından derlenenler;
Netanyahu bölgenin haritasını değiştireceğiz demişti. Katiller şebekesiyle karşı karşıyayız.
İsrail'in kendini savunma hakkı olduğunu söylüyorlar. Bu, İsrail'in Gazze'de daha fazla çocuk, daha fazla kadın öldürmesine neden oluyor. Bunu demek, İsrail'in Lübnan'a saldırmasına neden oluyor. Lübnan'ı yeni Gazze yapmak istiyorlar. Siyanist işgalcilik, BMGK'yı işgal etmiştir. Gazze'de soykırım uyguluyorlar ama dünyada birçok yeri işgal etmişler.
Uluslararası basında katliamları görmezden gelen bir dilin olduğunu görüyoruz. 'İsrai'in kendini savunma hakkı' var diyenler, Netanyahu'nun daha çok çocuk öldürmesini desteklemiş oluyor.
Aynısını Lübnan'a yapıyor. İnsanlara 5-10 dakika önce şurayı terk edin diyor, sonra hemen orayı bombalıyor. İsrail'in suikast düzenlemesine, insanları öldürmesine kimse ses çıkarmıyor. Türkiye ve Cumhurbaşkanımız dışında kimse sesini çıkartmıyor.
İsrail sivil iletişim araçlarını silaha dönüştürerek yeni bir suça imza atmıştır. Bundan sonra uluslararası hukuk temelinde söylenecek tek söz; uluslararası mahkemenin namusu Netanyahu ve çetesinin yargılanıp yargılanmayacağıyla belli olacaktır.
Bugüne kadar BMGK'dan İsrail'le ilgili çıkması gereken kararların hiçbiri çıkmamıştır. Çıkan kararların da uygulanmasına İsrail fırsat vermemiştir. İsrail Gazze'de gerçekleştirdiği saldırıları Lübnan'da ve Golan Tepeleri'nde gerçekleştiriyor. Şimdi de İran'a ne zaman saldıracaklar diye bekleniyor. BMGK'yı işgal etmeye yönelik teşebbüsleri devam ediyor. Uluslararası Mahkemeyi susturma hamleleri devam ediyor. Gazze'de bir soykırım suçu işliyorlar ve bunun hesabını elbet verecekler.
"HERKESE DİZ ÇÖKTÜRDÜLER, CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN GÜÇLÜ İRADE ORTAYA KOYDU"
Birçok devlet kendi ülkelerinin, kendi halklarının aşağılanmasını sineye çekerek Akdeniz'e İsrail'i savunmak için gemi gönderiyor. Gazze'yi işgal etmeye kalkanlar Gazze'yi işgal edemedi. BMGK'ya diz çöktürüyorlar, bu siyonist işgale karşı çıkan ülkelerin liderlerine özür dileyici açıklamalar yaptırıyorlar.
Cumhurbaşkanımızın insanlık cephesinin kurulması ve katliamın son bulması için güçlü irade ortaya koydu. Şimdi gelindi ki ne kadar haklı olduğu görüldü.
Netanyahu, 'lanetli olan bölge' ve 'kutsal bölge' diye ikiye ayırdı. Bunu demek, her türlü insanlık dışı suçu işleyebileceğini göstermektir. Soykırım şebekesi başından beri ne yapacağını söylüyor ama uluslararası aktörlerin yaptığı tek şey bunu yumuşatmaya çalışmak oldu.
Uluslararası sistemin güçlü aktörleri neden katliamı durdurmak için hamle yapamıyor? 'Lübnan'ı vurma' diyemiyorlar, 'İran'ı vurma' diyemiyorlar ama 'nükleer tesisleri vurma' diyebiliyorlar.
"GAZZE'YE SAHİP ÇIKMANIN İNSANLIK DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKMAKTIR"
Netanyahu ve katil şebekesi bölge halkını köleleştirmeye çalışıyor. BM Genel Sekreterini bile istenmeyen adam ilan eden bu şebekenin sapkın bir ideolojiyi hakim kılmak istediği ortadadır.
Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu irade bütün milletimizin iradesidir. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. "Türkiye tarafsız olmalı" gibi sözleri insanlığa hakaret sayarız. Tarafımız bellidir, insanlığın tarafındayız. Siyonist işgalin girmesine müsaade etmeyen Gazze sadece Gazze değildir. Gazze'yi savunmak insan onurunu savunmaktır. Her hangi bir gri bölgesi olmaz, taviz verilemez. İnsanlık cani bir şebekenin saldırısı altındadır.
KADINA YÖNELİK ŞİDDET OLAYLARI
Canımızı çok yakan şiddet olayları oldu. Bir kadın polisimiz şehit edildi. Geçtiğimiz günlerde Eyüpsultan'da ve Fatih'te iki kadın cinayeti peş peşe oldu. Son derece üzücü ve mahşeri vicdanı yaraladı. Bugün de Sayın Cumhurbaşkanımız MYK'daki açılış konuşmasında bu tabloya geniş yer ayırdı. Sıla bebeğin de hayatını kaybettiğini öğrendik, son derece üzgünüz.
Siyasetin üstüne düşen görevler, infaz yasasıyla ilgili düzlenmeler gözden geçirilecektir. Cumhurbaşkanımızın verdiği mesaj şudur; kesinlikle cezasızlık algısına müsaade etmeyeceğiz. Bu olayların cezasız kaldığı algısı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu konuda hassas olduğumuzu belirtmek isterim. Yakın zamanda Sayın Cumhurbaşkanımız açıklamalar yapacaklar. Bizim en hassas olduğumuz konudur. Kadına karşı şiddetin önlenmesi için çok adım attık. Yasal düzenlemeler tek başına dünyanın hiçbir yerinde yetmez. Kültürel ve ahlaki hassasiyetlerin en düzeye kadar çıkarılmasını, cezasızlık algısının kırıntısı bile olmaması için elimizden geleni yapacağız.
Eğitim hayatı, aile için kullanılan dilden, medya diline, siyaset dilinden tutun da televizyon ve sinemada kullanılan dile kadar hassasiyetle ele alınması gereken bir konu. Yüksek bir bilinç oluşturulmalı. Bütün bu süreçlerde şunu da takip ediyoruz; bu eylemleri gerçekleştirenlerin pisikiyatri klinikleri çeşitli gözaltına alınmalarından nasıl çıkabildiği. Buralardan çıkarak bu suçları üst üste işleme zemini nasıl bulabildiklerini incelediğimizi belirtmek isterim. Çok güçlü çerçeveler oluşturduk. Yeni düzenlemelerin de yapılmasına ihtiyaç var. Tüm çalışmaları yürütüyoruz.
Kadınlarımızın 'rahatça sokakta yürüyemeyecek miyiz?' sitemlerini duyuyoruz. Kadınlarımızın güvenliği ülkemizin güvenliğidir. Kadının güvenliği medeniyetin güvenliğidir. Kadına dönük şiddetin her alanda engellenmesi, çok daha canice eylemler söz konusu oluyor. Ne gerekiyorsa sonuna kadar yapacağımızı ifade etmek istiyorum. MYK'mızda da geniş bir biçimde bu konu ele alınıyor. Kadınlarımızın sokakta, iş yerlerinde rahat olabilmesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz.
Sayın bakanım sayın cumhur başkanım kadına şiddet diyoruzda yıllardır dilimize de tüy bitti. Avrupa ne yapıyor Osmanlı ne yapıyordu çocuğun din eğitimi olmadan bu işin içinden çıkılmıyor anne babalar eğitimsiz çocuklar eğitimsiz eğitim 5 yaşında başlıyor osmanlıda sübyan mekteplerinde olduğu gibi buda mecbur olmalı Avrupa'daki de her perşembe papaz ana okulu çocuklarına kilisede kendi dinlerini eğitimini veriyor araştırılırsa aynı sonucu göreceksiniz