Depremsiz yıkım! İstanbul göz göre göre çöküyor…

İstanbul’da ardı ardına yıkılan binalar, kentsel dönüşümün acilen hızlanması gerektiğini ortaya koyuyor. Mevcut bina stokunun yüzde 70’i 2000 yılından önce yapılan binalardan oluşuyor. Yine yüzde 70’inde kaçak kat bulunuyor. Neredeyse tamamı deniz kumuyla inşa edilen bu binalar, depremsiz yıkımlara davetiye çıkarıyor.
KAAN ZENGİNLİ'NİN HABERİ - Geçtiğimiz haftalarda Küçükçekmece’de yıkılan bir binanın ardından dün de Bahçelievler’de hiçbir sebep yokken bir bina daha yerle bir oldu. Deprem olmadan yıkılan binalar, İstanbul’un acilen dönüştürülmesi gerektiği gerçeğini bir kez daha ortaya koydu. Bugün metropolde acilen dönüştürülmesi gereken 1,5 milyon konut bulunuyor. Yıkılmaya yüz tutmuş ise 1.600 bina var. 2000 yılından önce yapılan binaların yüzde 70’inde kaçak kat bulunuyor. Birçok binanın altındaki dükkânlarda kolonlar kesilmiş durumda. Bir kamyon veya tren geçmesi durumunda bile binalar sallanıyor. Uzmanlar Türkiye’nin en önemli gündem maddesini ‘İstanbul’daki dönüşüm’ olarak nitelendiriyor.
%90’INDA DENİZ KUMU VAR
Uzmanlar, 2000 yılından önce yapılan binaların ciddi risk teşkil ettiğini belirterek “Yapılan binaların çoğunda eksik malzeme kullanıldı. Yüzde 90’ı deniz kumu ile inşa edildi. Bu da zamanda korozyona neden oldu. Zaten ince ve kalitesi demirler, deniz kumuyla birlikte eridi. İmar planları dışına çıkıldı. Denetim olmadığı için müteahhitler istedikleri gibi at koşturdu. Sadece müteahhit değil, vatandaşlar bile kendi binalarına kaçak kat çıktı. Cezalar caydırıcı olmadığı için çarpık ve güçsüz binalar ile İstanbul inşa edildi. Şimdi bunların cezasını çekiyoruz” diyor.
KAÇAK KATLAR ENGEL OLUYOR
İstanbul’da dönüşüm istenilen hızla devam edemiyor. Hükûmetin ve belediyelerin tüm çabalarına rağmen, kat maliklerinin yüksek kâr hırsı ve kaçak katlar dönüşüme engel oluyor. 2000 yılından önde yapılan binaların yüzde 70’inde kaçak kat bulunuyor. Dönüşüm projesi çizildiğinde kaçak katlar proje dışında bırakılmak zorunda kalınıyor. Bu evlerde oturanlar ise bu durumu kabul etmiyor.
YÜKSEK KÂR HIRSI İŞLERİ AKSATIYOR
Dönüşümde bir diğer problem ise, mülk sahiplerinin yüksek kâr hırsı… Projeyi gerçekleştiren müteahhit firma, imar sınırları çerçevesinde bir strateji izliyor. Gerekli izinleri de dikkate alarak daire sahipleri ile anlaşma yoluna gidiyor. Ancak bazı ev sahipleri bir daire karşılığında bir ya da daha fazla daire talep ediyor. Ya da dönüşüm için istenilen ek ücreti kabul etmiyor.
TAŞIYICI KOLONLAR KESİLİYOR
Eski binaların alt kısımlarına yapılan dükkânlar da zamanlar dekorasyon adı altında talana uğruyor. Özellikle fırıncılar, mobilyacılar, oto galerileri ve tekstil atölyeleri kolon ve kiriş kesiyorlar. Birçok mahallede bu durum yaşanıyor. Kesilen taşıyıcı kolonların yerine kartonpiyer ile kolon görüntüsü yapılıyor. Bu yapılan işlemler yıkıma davetiye çıkarıyor.
BİNALARIN %70’İ 2000 YILI ÖNCESİ
Yapılan araştırmalara göre İstanbul’da 1 milyon 200 bin civarında bina bulunuyor. Bunların yüzde 22’sini (264 bin) 1980 öncesi yapılan binalar oluşturuyor. Yüzde 48’ini ise (556 bin) 1980-2000 yılları arasındaki binalar oluşturuyor. Böylece 2000 yılı ve öncesinde inşa edilen binaların oranı yüzde 70,2 ediyor. Burada da toplam rakam 820 bini buluyor.
ESKİ BİNA STOKU EN ÇOK FATİH’TE
İstanbul’da en fazla bina 52 bin adet ile Ümraniye’de yer alıyor. Toplam bina sayısında Ümraniye’nin ardından Pendik, Beykoz, Silivri, Sarıyer ve Fatih geliyor. En az bina ise 6 bin 393 ile Adalar’da bulunuyor. 2000 yılı ve öncesinde inşa edilen binaların sayısında Fatih, 39 bin ile ilk sırada yer alıyor. Fatih’i 35 bin ile Üsküdar, 34 bin ile Bağcılar, 34 bin ile Pendik ve 33 bin ile Beykoz takip ediyor.