Âdem aleyhisselâm

A -
A +

Rivâyet edilir ki, Âdem aleyhisselâm, Bu dünyâdaki yaşı, "beşyüz" olmuştu ki tam, Hak teâlâ, Cibrîl'i gönderip kendisine, Peygamber yaptı O'nu, evlâdı üzerine. Cibrîl'le "kırk sahîfe", gönderip cenâb-ı Hak, Domuz ile şarabı, kıldı haram ve yasak. Farz kıldı elli vakit namâz kılmalarını, Oruç ve cenâbetten gusül almalarını. Vaktâ ki vâsıl oldu, dünyâda yaşı "bin"e, Hastalanıp göç etti, âhıret âlemîne. Henüz vefât etmeden, "Şît" adlı evlâdını, Çağırıp, yaptı O'na en son nasîhatını. Buyurdu ki: (Ey oğlum, alnında parlayan nûr, Muhammed Mustafâ'ya mahsûs olan bir nûrdur. Bu nûru muhâfaza etmeğe eyle gayret, Ve bunu, en pâkize bir hanıma teslîm et. Bu husûsta, pek fazla dikkat göstermelisin, Sen de, çocuklarına vasıyyet etmelisin!) Sonra dedi: (Ey oğlum, yaklaşıyor ecelim, Benden sonra yerime, halîfem ol sen benim. Gayret eyle yaymağa, Allah'ın bu dînini, Unutma Rabbimizin sevgili Habîbini.) Bu vasıyyeti yapıp, buyurdu ki: (Ey oğlum, Cennetin zeytinini, çok arzû ediyorum.) Bir müddet sonra yine, bir daha hastalandı, "Cennet yemişleri"ni, bu sefer arzûladı. Gönderdi evlâdını, getirmeleri için, Onlar yola çıkarak, gidiyorlardı, lâkin, Gördüler ki, bir grup melekler geliyorlar, Hazret-i Âdem için "kefen" getiriyorlar. Melekler dediler ki: (Hemen geri dönünüz, Babanıza, Cennetten kefen getiriyoruz.) "Peki" deyip, oradan elleri boş döndüler, Melekleri, Âdem'in huzûrunda gördüler. Âdem aleyhisselâm, konuşurken Cibrîl'le, Girdi ve selâm verdi, "Azrâil" edeb ile. Dedi ki: (Hak teâlâ, sana selâm ediyor, Seninçün evlâdına, baş sağlığı diliyor.) O anda bir ses duydu: (Yukarı bak yâ Âdem!) Yukarı baktığında, "Cennet"i gördü o dem. Gösterdi Allah O'na, Cennetteki yerini, Gördü O, çeşit türlü Cennet ni'metlerini. O anda "Melekül mevt", yaklaşarak yanına, Kavuşturdu bir anda, cânını Cânân'ına. Cibrîl aleyhisselâm, giydirdi bir gömleği, Şît aleyhisselâma, öğretti gasl etmeği. Yıkayıp, kefenleyip, kıldılar namâzını, "Ebû Kubeys" dağına, defn ettiler nâşını.