Alî Râmîtenî / Kemâle gelmek için

A -
A +

"Alî Râmîtenî" ki, büyük bir evliyâdır. Her bir nasîhatinde, Rabbânî tesir vardır. Buyurdu ki: (Bu yolda, kemâle gelmek için, Çok gayret göstermesi lâzım gelir kişinin. Yapsa da senelerce mücâhede, riyâzet, Yine de zor erişir maksadına o gâyet. Lâkin bir "Yol" vardır ki, riyâzetten ayrıca, İnsanı, maksûduna kavuşturur kolayca. Bu da, "Bir evliyânın kalbinde yer almak"tır. Ve "Bir gönül ehlinin, gönlünü kazanmak"tır. Zîrâ cenâb-ı Allah, çok sever bu kulları. Onların hürmetine, açar çok kapıları. Kalpleri, "Nazargâh-ı ilâhî"dir onların, Mahrum kalmaz hiç biri, o kalpte olanların.) "Alî Râmîtenî"nin sohbetine, her yandan, İnsanlar, akın akın gelirlerdi durmadan. Dolup boşalıyordu, gece gündüz hânesi. Zîrâ onun sohbeti, cezb ederdi herkesi. Bir "Hoca" var idi ki o devirde çok zengin, Uğraşırdı, herkesi kendine çekmek için. Ziyâfetler verirdi, şehrin ahâlisine. Ki, herkes onu sevip, gelsinler hânesine. Lâkin gelen olmazdı yine ona çok kişi, O ise anlamayıp, merak etti bu işi. Ve bir mektup yazarak Alî Râmîtenî'ye, Dedi ki: (Herkes size geliyor, acep niye? Ben, yemekler yedirip, yapsam da çok ihsânlar, Yine bana değil de, size gelir insanlar.) Buyurdu ki: (Hikmeti şöyledir ki bu işin, Siz hizmet yaparsınız, "Halka yaranmak" için. Bizimse, yoktur aslâ böyle bir düşüncemiz, "Allahın rızâsı"dır yegâne, tek gâyemiz. Kim "Halkın rızâsı"nı düşünürse, mâlesef, İnsanların nezdinde, bulamaz izzet, şeref. Kim de, "Hak rızâsı"nı düşünürse sırf eğer, İnsanlar nezdinde de kazanır kıymet, değer.) Dediler ki: (Efendim, duâ ediyoruz hep. Lâkin kabûl olmuyor, sebebi nedir acep?) Buyurdu ki: (Haramdan yer ise eğer bir kul, Hak teâlâ indinde, duâsı olmaz kabûl. Hiç günâh işlemiyen bir ağız ile şâyet, Her kim duâ ederse, kabûl olur o elbet.) Biri de, kendisinden isteyince nasîhat, Buyurdu ki: (Evlâdım, nefsine verme fırsat. Zîrâ nefs-i emmâren, "Kâfir"dir senin şu an. Ve "Allaha düşman"dır, sen de ol ona düşman. Onun hîlelerine aldanma hiçbir işte. Yoksa, çok pişmân olur ve yanarsın ateşte.)