"Circis Nebî", zindândan kurtulup geldi derhâl, O zâlim hükümdâra buyurdu ki: (Ey kral! Gel, inâd etme artık, vazgeç puta tapmaktan, Allaha îmân et ki, O'dur seni yaratan.) Kral onu görünce yeis çöktü içine, Dedi ki: (O zindândan nasıl çıktın sen yine?) Buyurdu: (Hak teâlâ kurtardı beni elbet, Ateşten halâs için, sen de O'na îmân et.) Lâkin o emir verdi tekrâr adamlarına: (Gâyet keskin bir bıçak getirin derhâl bana.) Bıçakla "Lokma lokma" doğrattı bedenini, Arslanların önüne bıraktı etlerini. "Artık ölmüştür" diye, çekip gitti evine, Hak teâlâ bir melek gönderdi ona yine. "Circis"in etlerini topladı yerden melek, Diriltti Allah onu, tekrâr hayât vererek. Kral, avanesiyle bir gün eğleniyordu, Şarap içip, kendini halka methediyordu. Diyordu: (Bir zamanlar, biri, "Circis" nâmiyle, Beni korkutuyordu Rabbinin azâbiyle. Hani, ona ne oldu, gelmez mi buralara? Gelemez, çünki onu yedirdim arslanlara.) Tam bunları söylerken, "Circis" geldi o yere, Kral ve avanesi şaşırdı birden bire. Onun, O olduğuna ihtimâl vermediler, "Bu, Circis'e ne kadar çok benziyor" dediler. Buyurdu: (Ey insanlar, bilin ki Circis benim, Siz beni öldürdünüz, diriltti yine Rabbim. Bırakın inâdı da, îmâna gelin artık, Allaha îmândadır hakîkî bahtiyârlık.) Dediler: (Bu, sihirbâz, işleri de sihirdir, Kendini bazan ölü, bazan diri gösterir.) Mevcût sihirbâzlardan, en meşhûr birisini, Çağırıp, sordu ona bu işin çâresini. Dedi: (Bu sihirbâzın elinden âciz kaldık, Sen bir sihir yaparak, Circis'i öldür artık.) Su içine bir şeyler okuyup o bir nice, Dedi: (O sihirbâzsa, ölür bunu içince.) Circis aleyhisselâm "Besmele" okuyarak, Verdikleri o suyu içti hem tam olarak. O sihirbâz gördü ki, etmedi ona te'sîr, Dedi ki: (Öyle ise, o, sihirbâz değildir.) "Peygamber" olduğunu anladı behemahâl, Onu tasdîk ederek, "Îmâna geldi" derhâl. Kral, saltanatının elden gideceğini, Tahmîn edip, kestirdi o kimsenin dilini.