Danyal aleyhisselâm

A -
A +

İsrâiloğulları, önceden gönderilen, Bir nice Peygamberi dinlemediklerinden, Musallat kıldı Allah, onlara zâlimleri, İstîlâya uğradı, birden memleketleri. "Buhtunnasar", orduyla girip bölgelerine, Şâm ve havâlîsini, hep geçirdi eline. En ufak bir merhamet bile hiç göstermeden, Öldürdü pek çoğunu, büyük küçük demeden. "Beyt-ül mukaddes"i de, bir harâbe hâline, Çevirip, esirlerle Bâbil'e döndü yine. "Danyal aleyhisselâm", pek de genç hâli ile, Esîrler arasında, gitmiş idi Bâbil'e. Buhtunnasar, fark edip onun olgunluğunu, Esîrlerden ayırıp, saraya aldı onu. Lâkin haset ettiler onu çekemiyenler, Bu işi bozmak için, düşündüler hîleler. Gelip, Buhtunnasar'a şöyle söylediler ki: (O, senin milletinden ve dîninden değil ki.) Buhtunnasar hemence, bu işi tahkîk edip, Hapse attı sonunda, hakîkati öğrenip. Çok geçmeden, korkulu bir rü'yâ gördü lâkin, Uyanınca, rü'yâyı unuttu sabahleyin Bütün kâhinlerini, toplayıp bir araya, Dedi ki: (Söyleyiniz, nasıl idi o rü'yâ?) Dediler ki: (Efendim, bilemeyiz onu biz, Rü'yâyı anlatırsan tâbir edebiliriz.) Danyal aleyhisselâm, duydu bunu hapisten, Zindancıyı çağırıp, dedi ki ona hemen: (Eğer Buhtunnasar'a, götürür isen beni, Rü'yâsını söyleyip, yaparım tâbirini.) Haber verdi zindancı, bu teklîfi sultâna, Çok sevinip, dedi ki: (Acele getir bana.) Ve lâkin o zamanlar, şöyle bir âdet vardı Onun yanına giren, önce secde yapardı. Danyal aleyhisselâm, bu husûsu önceden, Bilirdi, lâkin yine, girdi secde etmeden. Buhtunnasar, merakla sordu ki ona derhâl: (Niçin secde etmeden giriyorsun ey Danyal?) Buyurdu: (Rabbim bana, rü'yâ tâbir etmeği, Öğretti ki, bu işi yaparım gâyet iyi. Lâkin bir şart koştu ki bu bâbta bana Rabbim, O da, O'ndan gayriye, hiç secde etmiyeyim.) O böyle söyleyince, dedi ki o bu defâ: (Demek ki sen Rabbinin ahdine ettin vefâ. Hakîkatli kişisin, seni tebrîk ederim, Benim bir müşkilim var, çözersin zannederim. Geçen gün rü'yâ gördüm, unuttum sonra fakat, O rü'yâ ve tâbiri nasıldı, bana anlat.)