Mısır'da yetişen evliyânın büyüklerinden Leys bin Sa'd hazretleri bir gün sevdiklerine;
“Kardeşlerim! Dünyâ malı dünyâda kalır, ona sakın gönül bağlamayın” buyurdu.
Ve şunu anlattı:
Bir “fakîr” adamla “zengin” birisi, birlikte yolculuğa çıkmış ve bir yerde mola vermişler.
Fakîr olan, oradaki bir ağacın altına uzanıp uyumuş. Bir müddet sonra zengin, onu uyandırıp;
“Kalk, karanlık basmadan biraz daha yol alalım” demiş.
Fakîr, gözünü açmış ve zengin adama;
“Niye beni uyandırdın? Ne güzel rüyâ görüyordum” demiş.
Zengin, sormuş ona:
“Hayrola, ne görüyordun?”
“Sorma, çok zengin olmuşum. Köşklerim, saraylarım ve etrâfımda dönen hizmetçilerim vardı.”
Zengin ona bakmış.
Alaylı bir tavırla sormuş:
“Şimdi ne oldu o malların?”
“Gözlerimi açınca, hepsi kayboldu.”
Zengin gülmüş ve yine alaylı tavırla;
“Ne yapayım öyle malı. Gözlerin açılınca hepsi kayboldu” demiş.
Bu defâ fakîr sormuş:
“İyi de, sen ölünce malların kaybolmayacak mı?”
“Kaybolacak tabii.”
Bunun üzerine;
“O zaman farkımız ne? Benim mallarım, gözlerimi açınca kayboldu, seninkiler de gözünü kapayınca kaybolacak” deyip, taşı gediğine koymuş!..