Eshâb-ı Kehf

A -
A +

İmanlı "Altı yiğit", Dokyânus'tan korkmadan, Hakîkati söyleyip, dönmediler îmândan. "Dokyânus" da anlayıp dinde kuvvetlerini, Sinirlenip, orada söktü rütbelerini. Dedi: (Putperestliği kabûl etmez iseniz, Size hayât hakkı yok, ölümdür netîceniz. Lâkin henüz gençsiniz, size, "Üç gün" mühlet var, İyice düşünün de, öyle verin bir karâr. Eğer istiyorsanız ölümden kurtulmayı, Kabûl edeceksiniz bu putlara tapmayı.) "Dokyânus" bu gençlere üç gün mühlet verince, Müşâvere ettiler toplanıp bunu gece. Ve karâr verdiler ki nihâyet onlar şuna: "Hicret edip çıkalım bu diyârın dışına." Her biri, evlerinden azık için bir miktâr, Para alıp, gizlice ettiler dağa firâr. Kaçarken bir "Çoban"a rastladılar o ara, O dahî îmân edip, tâbi oldu onlara. Altı iken, bu defâ "Yedi kişi" oldular, Dinlenip, berâberce o yola koyuldular. Lâkin çoban gidince sürüsünün başından, "Kıtmîr" adlı köpeği, koştu arkalarından. Geri döndürmek için uğraştılar ise de, Mâni olamadılar, koşup geldi yine de. Onlar istemiyordu gelmesini onun da, Ve lâkin dile geldi o köpek en sonunda. Dedi: (Benden korkmayın, gelmeme verin izin, Zîrâ ben dostunuzum Rabbimizin ve sizin. Sizlere zarar değil, fâide gelir benden, Ben bekçilik yaparım, siz orada uyurken.) O dağa yaklaşınca, çoban dönüp onlara, Dedi: (Ben biliyorum bu dağda bir mağara.) Gizlenmek gâyesiyle, mağaraya girdiler, Allahü teâlâya ibâdet eylediler. Lâkin yorgundu hepsi, çok yürümekten sebep, Allahın takdîriyle, uyuya kaldılar hep. Dokyânus, üç gün sonra suâl etti gençleri, Dediler ki: (Habersiz terk ettiler bu şehri.) Hemen babalarını çağırıp etti tehdît, Dedi: (Bulun onları, geçmeden fazla vakit.) Dediler: (Onlar bizden biraz para aldılar, Sonra, şu dağa doğru gizlice yollandılar.) O zâlim, gelip buldu o dağ mağarasını, Ve muhkem bir şekilde kapattırdı ağzını. Maksadı şu idi ki, hiç çıkamasınlar da, Netîcede açlıktan ölsünler hep orada. Lâkin bilmiyordu ki şu gerçeği o ahmak, Onları, her zarardan korurdu cenâb-ı Hak.