"Eyyûb aleyhisselâm", Benî İsrâil için, Gönderdiği büyük bir Nebî'dir Rabbimizin. Çağırdı insanları Allah'ın birliğine, "Yedi kişi" inandı kavminden kendisine. Güzel huylu ve cömert, merhametli idi pek, Yardımda bulunurdu muhtâçlara severek. Malına, evlâdına geldiyse de çok ziyân, Yine geri durmadı ibâdetten o bir an. Hastalıktan, yıllarca oldu da mutazarrır, Takdîre râzı olup, gösterdi yine sabır. Hem öyle bir sabır ki, makbûldü Hak indinde, Bir "Darb-ı mesel" oldu, insanlık târihinde. Onun güzel huyu ve sabrını, cenâb-ı Hak, Kur'ân-ı kerîminde methetti net olarak. Buyurdu ki: (Biz ona, belâlar verdik, ama, Bunların herbirine o sabretti dâimâ. O, ne güzel bir kuldu, hakîkaten onu biz, Yüzünü, hep Allah'a dönmüş bulduk şüphesiz.) O, neseb yönünden de çok asîldi devrinde, Beşinci torunuydu "İshak Peygamber"in de. Dedesi İshak Nebî, duâ ettiği için, Onun bereketiyle olmuştu hayli zengin. Sürü sürü hayvanlar, bağlar ile bahçeler, Vardı haddi hesâbı bilinmiyen akçeler. Yalnız çiftliklerinde, ücret ile çalışan Binlerce insan vardı işçi, memur, bahçıvan, Velhâsıl en zengini, o idi zamanının, Hesâbı bilinmezdi servet-i sâmânının. O kadar fazla iken malı, mülkü, serveti, Hiç yok idi kalbinde onlara muhabbeti. O, kendini tamâmen vermiş idi Rabbine, İbâdet ediyordu gece gün Sâhibine. Servetinin çokluğu, onu, Allah yolundan, Ve O'na ibâdetten alıkoymadı bir an. Hak teâlâ Cibrîl'i gönderip kendisine, Onu "Peygamber" yaptı o yer ahâlisine. Allah'ın birliğine eyledi halkı dâvet, Bu uğurda uğraşıp, çekti çok dert ve zahmet. Sonra malı, evlâdı ve bedeniyle de hem, İmtihân edilerek, çekti çok gam ve elem. Pek çok sıkıntılara göğüs gerdi be gâyet, Yine de hiç birinden eylemedi şikâyet. Düşünüp hep bunların "İmtihân" olduğunu, Bırakmadı bir lâhza Rabbine kulluğunu. Bilhassa "Sabr"ı ile ve başka huylarıyle, Sonraki insanlara örnek oldu hâliyle. Ona gelen belâ ve musîbetlere de hep, Rahmetten uzaklaşmış "şeytân"dı asıl sebep.