Hâtim-i Es'am

A -
A +

Hâtim dedi: (Ey hocam, beşinci istifâdem, İnsanlara baktım ve çok hayret eyledim hem. Şöyle zannederler ki bâzıları maalesef: İnsan, "Dünyâlık" ile bulur kıymet ve şeref. Makam sâhiplerine, gösterirler çok hürmet. Böyle olmıyanlara, vermezler ehemmiyet. İnsanlık kıymetini, "Zenginlik"te ararlar. Ve lâkin fakirlere, hor ve hakîr bakarlar. Fakat ben düşündüm ki: "Hak teâlâ indinde, İnsanlığın şerefi, yoktur bunlar içinde". Zîrâ buyuruyor ki bu hususta Rabbimiz: "Kim benden çok korkarsa, odur en şerefliniz." Ben onların fikrine, vermedim ehemmiyet. Rabbimin her emrine, eyledim tam riâyet. "Takvâ"ya sarılarak, hayâ ettim Allah'tan. Onun korkusu ile kaçındım her günâhtan.) Şakîk dedi: (Ne güzel söylüyorsun ey Hâtim! Altıncı fâideni söyle de dinliyeyim.) Hâtim dedi: (Ey hocam, baktım pek çok insana. Uymuşlar tamâmiyle "Nefis" ile "Şeytân"a. Bir kısmı, diğerinin malına göz dikmişler. "Dünyâ" için, bâzısı bâzısına diş biler. Halbuki kitâbında buyuruyor ki Allah: "Düşmanınız, nefis ve şeytândır, olun âgâh! Ve sizi doğru yoldan kim isterse ayırmak, Biliniz ki, onlar da düşmandır size mutlak." "Düşman" bildim kendime, nefsim ile şeytânı. Sevmedim beni yoldan çekmeye uğraşanı. Aldanmadım onların yaldızlı sözlerine. Kulak verdim sâdece, "İslâm âlimleri"ne. Onlara kıymet verip, sevdim müslümânları. Düşman bildim kendime, bozguncu insanları. Âlimlerin sözüyle, iyi oldu her hâlim. Dünyâdan, "Âhiret"e meyl etti hem de kalbim. Bildim ki, lüzumsuzmuş dünyâ malını sevmek. Değmezmiş dünyâ için, gayriyi haset etmek. Hem dahî öğrendim ki, "Dünyâ"ya, Allah meğer, "Sinek kanadı" kadar vermezmiş aslâ değer. Düşündüm ki: "Rabbimin hiç kıymet vermediği, Dünyâ için, değer mi haset etmek gayriyi? Nasılsa o dünyâlık, yarın çıkar elimden. Ben, şimdiden çıkardım sevgisini kalbimden." Bildim, bunun sonunda "Ölüm" vardır âkıbet. Ve lâkin sonu yoktur, ebedîdir âhiret. Düşündüm ki: "Âhiret mâdem ki ebedîdir, O halde, ibâdete sarılmak en iyidir." "Dünyâ muhabbeti"ni tam çıkardım içimden. Hazırlığa başladım âhirete şimdiden.)