Konya'da yetişen velilerin büyüklerinden Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî hazretleri, ortanca oğlu Sultân Veled’i çağırdı.
Yanına oturttu.
Hâlini hatırını sordu.
Sonra ona dönüp;
"Ey oğlum! Benim dünyaya gelmemin sebebi, senin dünyaya gelmen içindir. Kalbim, Allahü teâlânın zatı ve sıfatlarıyla ilgili bilgilerle doludur. Bu bilgilerin cümlesini sana öğretmekle vazifeliyim” buyurdu.
● ● ●
Aradan bir gün geçti.
Mescide geldi.
Ve cemaate dönüp;
"Oğlum Sultân Veled, çok talihli ve bahtiyar biridir. Ömrünün, hep rahat ve huzur içinde geçeceğini ümit ediyorum” buyurdu.
● ● ●
Öyle de oldu.
Huzurlu yaşadı.
Sultân Veled, bir gün babası Hazret-i Mevlâna'ya, halvete girmek, yalnız ibadete çekilmek istediğini arz etti.
Babası onu dinledi.
Sonra kendisine;
"Benim çektiğim riyazet ve mücahedeler, hep sizin içindir. Siz zahmet çekmeyin” buyurdu.
● ● ●
Bu zat, bir gence;
“Hayat, hayaldir. Nasıl yaşarsak öyle ölürüz. Dün öldü. Yarın doğmadı. O hâlde bugünü değerlendir. Yoksa, (Sonra yaparım diyenler helak oldu) hadîs-i şerîfine dâhil olursun” buyurdu.
Delikanlı sordu:
“Hocam ben her şeye kızıyorum, ne yapayım?”
Büyük Veli dinledi.
Ve o gence dönüp;
“Ölümü düşün! O zaman kızmazsın” buyurdu.