Hayat, hayaldir

A -
A +

Konya'da yetişen velilerin büyüklerinden Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî hazretleri, ortanca oğlu Sultân Veled’i çağırdı.

 

Yanına oturttu.

 

Hâlini hatırını sordu.

 

Sonra ona dönüp;

 

"Ey oğlum! Benim dünyaya gelmemin sebebi, senin dünyaya gelmen içindir. Kalbim, Allahü teâlânın zatı ve sıfatlarıyla ilgili bilgilerle doludur. Bu bilgilerin cümlesini sana öğretmekle vazifeliyim” buyurdu.

 

● ● ●

 

Aradan bir gün geçti.

 

Mescide geldi.

 

Ve cemaate dönüp;

 

"Oğlum Sultân Veled, çok talihli ve bahtiyar biridir. Ömrünün, hep rahat ve huzur içinde geçeceğini ümit ediyorum” buyurdu.

 

● ● ●

 

Öyle de oldu.

 

Huzurlu yaşadı.

 

Sultân Veled, bir gün babası Hazret-i Mevlâna'ya, halvete girmek, yalnız ibadete çekilmek istediğini arz etti.

 

Babası onu dinledi.

 

Sonra kendisine;

 

"Benim çektiğim riyazet ve mücahedeler, hep sizin içindir. Siz zahmet çekmeyin” buyurdu.

 

● ● ●

 

Bu zat, bir gence;

 

“Hayat, hayaldir. Nasıl yaşarsak öyle ölürüz. Dün öldü. Yarın doğmadı. O hâlde bugünü değerlendir. Yoksa, (Sonra yaparım diyenler helak oldu) hadîs-i şerîfine dâhil olursun” buyurdu.

 

Delikanlı sordu:

 

“Hocam ben her şeye kızıyorum, ne yapayım?”

 

Büyük Veli dinledi.

 

Ve o gence dönüp;

 

“Ölümü düşün! O zaman kızmazsın” buyurdu.