"Meryem" sütten kesilip, bir miktâr büyüyünce, Yâni kalkıp oturur bir duruma gelince, Zekeriyyâ Peygamber, sırf onun için, özel, Beyt içinde, bir "Oda" yaptırdı gâyet güzel. Biraz yüksekçe olup, çardağa benziyordu, Ve ancak merdivenle çıkıp iniliyordu. Bu odaya, "hazreti Zekeriyya"dan hâriç, Görevlilerden bile, bir giren olmazdı hiç. "Zekeriyya Nebî"de var idi bir anahtar, O, her girip çıktıkça kitlerdi yine tekrâr. "Meryem"in ihtiyâcı ne ise, o görürdü, Ona, her gün "bir günlük yiyecek" götürürdü. Ve lâkin o odaya girseydi her ne vakit, Önünde, çok "Yemekler" görürdü çeşit çeşit. Halbuki o odaya başkası girmiyordu, Öyleyse bu rızıklar nereden geliyordu? Üstelik kış meyvesi görürdü yaz gününde, Kışın da, yaz meyvesi bulurdu hep önünde. Sordu bir gün Meryem'e: (Nedir bunun hikmeti?) Dedi ki: (Bunlar bana, Rabbimin bir ni'meti.) Bir gün hazreti Meryem, dururken makâmında, Genç bir "Delikanlı"yı gördü birden yanında. Bu gelen, "Cebrâil"di, insan şeklindeydi hem, Lâkin tanımamıştı onu hazreti Meryem. Âniden rastlayınca genç bir "Erkek kişi"ye, Kemâl-i iffetinden kapıldı endîşeye. Başkasının girmesi hiç de mümkün değilken, Yine perde çekmişti önüne iffetinden. Lâkin nasıl girmişti bu "Genç erkek" yanına? Kalbi çok ürpererek, şöyle söyledi ona: (Ey kişi, Allahtan kork, çekilip git yanımdan Allaha sığınırım bana zarar yapmandan.) "Cibrîl" dahî o zaman tanıtıp kendisini, Giderdi böylelikle onun endîşesini. Dedi ki: (Ben Allahın elçisi bir meleğim, Ve seni, çok temiz bir oğulla müjdelerim.) O bunu işitince, korkusu oldu zâil, Dedi: (Benim çocuğum olur mu, mümkün değil. Zîrâ evli değilim, etmedim henüz tezvîç, Yabancı bir erkek de dokunmadı bana hiç. Günâh da işlemedim, bütün bunlara rağmen, Çocuğum nasıl olur, anlamadım bunu ben.) Cibrîl dedi: (Ey Meryem, doğrudur dediklerin, Evet, evli değilsin, günâh da işlemedin. Ve lâkin bilesin ki, şu dediğim bir gerçek, Allah, sana babasız çocuk ihsân edecek. Hak teâlâ katında kolaydır böyle yapmak, Zîrâ küllü şeylere kâdirdir cenâbı Hak.)