Hazreti Meryem

A -
A +

Yahudilerin iftirâsı Geldi benî İsrâil, "Beyt-i Lahm"a ve lâkin, Gördüler, bir çocuk var kucağında "Meryem"in. Ve hemen sordular ki: (Ey Meryem, ne bu çocuk? Çirkin bir iş mi yaptın sen yoksa, söyle çabuk? Sen ki genç bir kız idin, evli de değildin hem, Böyleyken bu çocuğu nerden aldın ey Meryem? Halbuki baban "İmrân", sâlih idi elbette, Vâliden "Hunne" dahî, meşhûr idi iffette. Annesiyle babası temiz olan bir kişi, Nasıl işliyebilir böyle çirkin bir işi? Bu hâlleri, sen nasıl başımıza getirdin? Gayri meşrû bir çocuk sâhibi oluverdin.) "Meryem" yalnız dinledi, vermedi hiçbir cevâp, Onları, kendisine almadı hiç muhâtap. Zîrâ işin aslını onlara îzâh etmek, Fevkalâde zor olup, hattâ imkânsızdı pek. Bu sebepten hiçbir şey konuşmayıp, bu defâ, İşâret etti yalnız o "hazreti İsa"ya. Demek istemişti ki: "Siz bunun hikmetini, Buna sorun, o söyler işin hakîkatini." Dediler ki: (Ey Meryem, beşikteki sabîye, Ne suâl edelim ki, bize haber ver diye. O yaştaki bir çocuk konuşamaz, bu gerçek, O bize hakîkati nasıl beyân edecek? Belli ki, sen cevâptan düşünce âciz hâle, Çâresiz cevâbını ona ettin havâle. Gerçi günâh sonunda doğduysa da o fakat, Bu suç sana âittir, çocukta yok kabâhat.) Meryem mâruz kalınca böyle iftirâlara, Kundakta "İsa Nebî" cevâp verdi onlara. Dedi ki: (Ey câhiller, dinleyiniz hepiniz, Benim yüksek şânıma taarruz etmeyiniz. Edep hayâ timsâli ve çok iffetli olan, Vâlidem hakkında da sakının iftirâdan. Bilin ki, ben Allahın şerefli bir kuluyum, Ve halkı, doğru yola çağıran Resûlüyüm. Bana bu vazîfeyi verdi ki Hak teâlâ, Herkesi irşâd edip, sevk edeyim Hak yola. Âdetin hilâfına, hem babasız olarak, Beni, "Kün!" emri ile yarattı cenâbı Hak. Ben doğduğum bu günden, tâ vefâtıma kadar, Şeytânlar bana aslâ yapamaz hiçbir zarar. Mahşerde dirilip de, kalktığımda mezârdan, Yine ben korunurum o gün de her zarardan.) "İsa Nebî" kundakta konuşunca bunları, Şaşıp donakaldılar İsrâiloğulları. Dillerini yutarak hepsi sükût ettiler, Lâkin dedikodudan yine vazgeçmediler.