Hûd aleyhisselâm

A -
A +

Görülmemiş çılgınlık!.. Âd kavmi insanları, dinden uzaklaştıkça, Hak bildikleri yoldan, ayrıldılar açıkça. Boy ve cüsselerine bakarak aldandılar, Allah'a isyân edip, günâhlara daldılar. Hattâ Hak teâlâyı unutup, daha sonra, Tamâmen kapıldılar, bir kibir ve gurûra. Sonra puta tapmağa başlıyan bu Âdlılar, Zulüm ve haksızlığa, zorbalığa daldılar. Zayıf ve güçsüzlere işkence yaparlardı, Onları, binâlardan aşağı atarlardı. Kimsesiz gariplari, bu zâlim kavim hattâ, Eğlence vâsıtası görürlerdi âdetâ. Baskınlar yaparlardı, güçsüz kabîlelere, Eziyet ederlerdi, kimsesiz gariplere. Şiddetli muâmele, işkence ve zorbalık, Bu merhametsizlerin, şiârı idi artık. Merhamet duyguları, kaybolmuştu tamâmen, Hattâ zevk alırlardı, böyle fenâ hallerden. Issız çöl yollarına, yanlış işâretleri, Koyup, aldatırlardı gelen ve geçenleri. Yolcular, bakarak bu yanlış işâretlere, Bilmeden, yollarından saparlardı çok kere. Onların bu çöllerde, perîşânlıklarını, Kurda kuşa yem olup, hebâ olmalarını, Seyre koyulurlardı, çıkıp yüksek yerlerden, Hattâ zevk alırlardı, maalesef bu şeylerden. Allah korkusu ile, merhamet ve insanlık, Duyguları, bunlarda hiç kalmamıştı artık. Halbuki fevkalâde zenginlikleri vardı, Ama sırf zulüm için, bunu kullanırlardı. Dünyâlık ni'metleri, çoğaldıkça gün be gün, Şımarıklıkları da, artıyordu büsbütün. Allah'ın bahşettiği, dünyâ ni'metlerine, Nankörlük ederlerdi, hamd ve şükür yerine. Her arzû ettikleri şeye kavuşmaları, Daha da azıttırıp, şımartmıştı onları. İşte bu Âd kavminin, hükümdârı, "Halecân", Adında çok zâlim bir kimse idi o zaman. Yine bir zât vardı ki, bu kavim arasında, Resûlullahın "Nûr"u, parlıyordu alnında. Bu, "hazret-i Hûd" olup, üstün idi kavminden, Onun bu fazîleti, belliydi her hâlinden. O, nesebce ve soyca, onlardan idi, fakat, Tamâmen başka türlü sürüyordu bir hayât. Halîm, selîm, şefkatli, îtibâr sâhibiydi, Herkesin saygı hürmet gösterdiği biriydi. Fevkalâde güzellik sâhibiydi o hem de, Kavminin üstünüydü, O ahlâkî yönden de.