Hûd aleyhisselâm

A -
A +

Yine inkâr ettiler "Hûd peygamber", kavmini, dînine etti dâvet, Lâkin onlar, dâvete etmediler icâbet. Dediler ki: (Sen teksin, biz ise çoğunluğuz, Bir gün ve bir gecede, doğar "Bin" çocuğumuz. Bu kadar kalabalık kavimiz, görüyorsun, Tek başına sen bize, meydân mı okuyorsun?) Böyle deyip, îtirâz ettiler kendisine, Lâkin devâm eyledi, Hûd Nebî teblîğine. Buyurdu: (Peygamberim, ben size Rabbimizden, O'na îmân edin de, vazgeçin kibrinizden. Eğer inanmazsanız, çetin azâb var size, Zîrâ eski kavimler, ibrettir hepinize. Nûh kavmi insanları, sizden kuvvetliydiler, Onlar dahî, bu yüzden, helâk olup gittiler.) Fakat o mağrûr kavim, inanmadılar yine, Hiç kıymet vermediler, onun bu dâvetine. "Hûd Nebî", ettiyse de onlara çok nasîhat, Âdlılar, hidâyete gelmedi yine fakat. Sonunda, ellerini kaldırarak duâya, Bir niyâzda bulundu, Allahü teâlâya. Onlar, çocuklarıyle iftihâr ederlerdi, Hûd Nebî de Rabbine, şöyle duâ eyledi: Dedi ki: (Yâ ilâhî, kavmimin kadınları, Çocuk doğurmasınlar, kısır eyle onları.) Kabûl oldu ânında duâsı Hûd Nebînin, Hiç çocuğu olmadı, ondan sonra birinin. Buna rağmen, o azgın ve inâtçı Âdlılar, Yine inâtlarından, ona inanmadılar. O ise, hiç yılmadan nasîhat ediyordu, (Yalnız Hak teâlâya kulluk edin!) diyordu. Onlar kabûl etmeyip, onun bu teklîfini, Derlerdi ki: (Terk ettin, sen kavminin dînini. Bu yüzden sen akılsız bir kimsesin diyoruz, Yalancı olduğunu, hem de zannediyoruz.) Buyurdu: (Ben akılsız ve yalancı değilim, Ben, Allah tarafından gelen bir peygamberim. Rabbim, bana her ne ki vahyediyorsa eğer, Size, yalnız onları veriyorum ben haber. Ben sizi, tek Allah'a, hak dîne dâvetçiyim, Ben Allah tarafından, size gelen elçiyim. Rabbim, Nûh'un kavmini, su ile etti helâk, Ve onların yerine, sizleri eyledi halk. O kavime verdiği, ni'met ve ihsânlardan, Kat be kat fazlasını, sizlere etti ihsân. Şükredip, yalnız O'na eyleyin ki ibâdet, Ebedî ni'metlere eresiniz nihâyet. Bu putlara tapmağı, bırakmazsanız eğer, Helâke uğrarsınız azâbla hep berâber.)