İbrâhîm aleyhisselâm

A -
A +

"İbrâhîm Halîlullah", Âzer'i, Hakk'a dâvet, Ettiyse de, o kabûl etmeyip, eyledi ret. Âzer, putperest olup, "put" yapardı eliyle, Sattırırdı onları, kendi oğullarıyle. Bir gün de, bir "put" verip, o İbrâhîm Nebî'ye, Emretti: "Bunu götür, methederek sat" diye. O da, bir ip bağlayıp ayağına o putun, Yerde "sürükleyerek", dolaştırdı hep o gün. Böyle, hakâret ile, vâsıl oldu pazara, Şöyle nidâ eyledi o gâfil insanlara: (Hem sağır, hem kör olan, bir işe yaramıyan, Bu puta, aranızda var mıdır tâlip olan?) Civardaki bir evden, çıktı bir kadıncağız, Dedi: (Âzer nerede, biz ondan alacağız.) Buyurdu: (Niçin benden almıyorsunuz acep?) Dedi ki: (Sen putlara, hakâret edersin hep.) Buyurdu: (Ne oldu ki, bir önceki putunuz, Şimdi bir yenisini, almak istiyorsunuz?) Dedi ki: (Evimize, "hırsız" girmiş bu gece, Biz uyurken, o putu "çalıp gitmiş" gizlice.) Buyurdu ki: (Kendini, bir hırsıza çaldıran, İlâha, hiç tapar mı birazcık aklı olan? Dinle, sana hakîkî ilâhı bildireyim, O'nun vasıflarını, sana beyân edeyim: "Yaratır, rızık verir, korur her tehlikeden, Hasta olsan, yine O şifâ verir âcilen. Her ne yapsan O görür, duâ etsen işitir, O'ndan yardım istesen, zamanında yetişir.") Dedi: (Çok pahalıdır o ilâh zannederim, Onu satın almağa, tâkatim yetmez benim.) Buyurdu ki: (Sâdece, "Lâ ilâhe illallah", Der isen, senin olur söylediğim bu ilâh.) Kadın bunu duyunca, bir hayli sevinerek, İmân etti o anda, "Şehâdet" söyliyerek. İbrâhîm Halîlullah, akşam döndü evine, Gördü ki, "put yapmak"la uğraşır Âzer yine. Dedi ki: (Bu yonttuğun taş ile tahtaların, İlâh olacağını, alır mı senin aklın?) Âzer dedi: (Bu putlar, "dile gelip"de şâyet, Allah'ın birliğine ederlerse şehâdet, Ben de îmân ederim, Allah'ın birliğine, O takdîrde girerim, ben de senin dînine.) İbrâhîm Halîlullah, duâ etti Allah'a, O Resûl'ün duâsı, bitmeden henüz daha, "Lâ ilâhe illallah" diyerek bütün putlar, Allah'ın birliğini tasdîk edip durdular. Ve lâkin hidâyete gelmedi Âzer yine, Tercîh etti dünyâyı, âhiret üzerine.