İbrâhîm aleyhisselâm

A -
A +

"İbrâhîm Halîlullah", Nemrûd'un ateşinde, Yanmayınca, kâfirler kaldı hayret içinde. Birkaç kişi, insâfa gelip îmân ettiler, Lâkin büyük çoğunluk, îmâna gelmediler. Hak teâlâ, "hicret"i emreyledi bu sefer, Onlar dahî "Bâbil"den, "Şam"a hicret ettiler. Onlar hicret edince, putperest kavme dahî, Geldi "sivrisinek"le, bir azâb-ı ilâhî. Gök yüzünü kaplıyan bir grup sivrisinek, Helâk etti onları, kanlarını emerek. Bir "sinek" de, Nemrûd'a gelip oldu musallat, Bırakmadı peşini, vermedi aslâ râhat. Ne tarafa kaçsaydı, geliyordu peşinden, Aslâ kurtulamadı bu sineğin şerrinden. Pek çok istediyse de, bu sineği öldürmek, Muvaffak olamadı, gâlip geldi o sinek. "İlâhlık dâvâsı"na kalkışan o nasîbsiz, Bir sinek karşısında, tamâmen kaldı âciz. Ondan kurtulmak için, çâreler arar iken, Sivrisinek, burnundan içeri girdi birden. Tâ ki "beynine" kadar, ilerleyip giderek, Râhatsız etti onu, az hareket ederek. Sinek, kurcaladıkça o ahmağın beynini, Çok "büyük acı" duyup, kaybederdi kendini. Başına, "tokmak ile" vurdurdu en nihâyet, Zîrâ tokmak vurunca, duruyordu bir müddet. Lâkin vurma durunca, yine kımıldıyordu, O da, hemen başına, tokmak vurduruyordu. Husûsî bir "tokmakçı" tâyin etti kendine, Onun işi, "tokmakla vurmak" idi beynine. O iyi vuramazsa, hemen değiştirirdi, Yerine, daha iyi vuranı getirirdi. Ve artık Nemrûd için, en iyi, makbûl insan, Ona tokmak vurandı, bıkmadan, usanmadan. Çünkü o, beynindeki küçük sivrisineğin, Cefâsından kurtulmak isterdi, bir an için. Bu hâl, uzun bir süre devâm etti ve fakat, Vuran tokmakçılarda, kalmadı güç ve tâkat. Artık usanmışlardı, onlar da vura vura, Çünkü vurmak lâzımdı, vermeden aslâ ara. Nihâyet bir tânesi, bundan çok usanarak, Parçaladı beynini, çok kuvvetli vurarak. Böylece sona erdi, dünyâdaki hayâtı, Onu, kurtaramadı mülkü ve saltanatı.