İdrîs aleyhisselâm

A -
A +

Kavmine nasîhati "İdrîs aleyhisselâm", kavmine kendi bizzât, Hikmetli sözler ile, ederdi hep nasîhat. Bir kere buyurdu ki: (Akıllıysa bir kimse, Hakâret gözü ile bakmaz o, hiç kimseye. Eğer Hak teâlâdan, gelirse dert, musîbet, Güzelce sabrederek, eylemez hiç şikâyet. Yükseldikçe ma'nevî rütbe ve derecesi, Çoğalır kendisini hep aşağı görmesi. İşlediği günâhlar, öyle üzer ki onu, Göremez başkasının, hata ve kusûrunu. Dünyâ muhabbetini, o kalbine koymaz hiç, Malı çoğalsa bile, olmaz onda bir sevinç. Hem "akıllı" olanda, olmaz hiç kibir, gurûr, Zîrâ o, "tevâzû"da bulur râhat ve huzûr.) Bir gün de buyurdu ki: (Âhıret ile dünyâ, Birbirinin zıddıdır, gelmezler bir araya. Birini sevindirsen, gücenir ötekisi, Bir kalbe yerleşemez, iki zıddın sevgisi. "Ölüm" uzakta değil, çok yakınınızdadır, Ölümü uzak gören, kendisini aldatır. "Akıllı" o kuldur ki, hazırdır ölüme hep, Râhat ve müsterîhtir, o gâyet bundan sebep.) Buyurdu ki: (Ey insan, sana ne oluyor ki, Acıktığın zamanlar, olursun "çocuk" gibi. Lâkin karnın doyunca, değişirsin bu defâ, Bir "azgın köle" gibi saldırırsın etrâfa. Zaman zaman bilsen de, kendi âcizliğini, Lâkin râhatlayınca, unutursun hepsini. Ey insan, zenginliği "malda" ararsın, fakat, "Kanaat" eyleseydin, ederdin daha râhat. Size en faydalı şey, "kanaat" ve "rızâ"dır, Zîrâ gerçek rahatlık, bunlar ile sağlanır. "Hırs" ile "öfke" ise, en kötü iki haslet, Bu ikisi, insana olur büyük felâket.) Buyurdu: (Cömertliği, mal azken de yapınız, Ve gücünüz varken de, suçu bağışlayınız. Akıllının her işi, hep kendi lehinedir, Ahmak ise, ne yapsa, yine aleyhinedir. Ey insanlar, Allah'a ibâdet eyleyiniz, Ve O'nun kullarına, çok merhamet ediniz. "Hayır" ve "şer" herbiri, Allah'tandır muhakkak, Lâkin hayır işlerden, râzıdır cenâb-ı Hak. Her ni'meti, Allah'tan bilirse eğer kişi, Ne büyük saâdettir onun böyle bilişi. Zerre kadar iyilik yapsa insan bir kula, Kavuşur âhırette, elbet karşılığına. Kötülük yapar ise, bulur kötü karşılık, O, gayriye değil de, kendine eder yazık.)