İdrîs aleyhisselâm

A -
A +

Cennete girdi, çıkmadı! Melek-ül-mevt, bir defâ girdi "insan" şekline, Geldi "İdrîs Nebî"nin, bir gün ziyâretine. Girip, sohbet eyledi O'nun ile evinde, Lâkin geri dururdu, yemek vakitlerinde. Yemekle alâkasız görünce İdrîs O'nu, Suâl edip öğrendi, "Azrâil" olduğunu. Buyurdu: (Ey Azrâil, rûhumu şimdi al da, "Ölümün acısı"nı, tadayım bu dünyâda.) Hazret-i Azrâil de, izin alıp Rabbinden, Alıp, iâde etti rûhunu O'na hemen. İdrîs Nebî dedi ki: (Bir ricâm vardır yine, Şimdi de çıkar beni, buradan gökyüzüne. Bugün ben göreyim de Cehennemi, Cenneti, Daha fazla yapayım, Rabbime ibâdeti.) "Azrâil", Rabbimizden izin alıp, o ara, O gün İdrîs Nebî'yi, çıkardı semâlara. Buyurdu: (Ey Azrâil, Mâlik'e eyle de arz, Cehennemin içini göstersin bana biraz.) Açtı O da kapıyı, Hakk'ın müsaadesiyle, Gösterdi Cehennemin içini tamâmiyle. Görünce "İdrîs Nebî", Cehennem ateşini, Korku ve dehşetinden, kaybetti kendisini. Kendine geldiğinde, buyurdu ki: (Şimdi de, Görmeği istiyorum, Cennetin içini de.) Rabbinden izin alıp, açtı "Rıdvân" Cenneti, Girip, gördü içerde akıl almaz ni'meti. Azrâil arz etti ki sonra İdrîs Nebî'ye: (Haydi çık, ileteyim, seni dünyâ evine.) İdrîs aleyhisselâm, buyurdu ki o zaman: (Rabbim emretmedikçe, artık çıkmam buradan.) O böyle buyurunca, Hak teâlâ bu defâ, Bir melek gönderdi ki, baksın bu ihtilâfa. Evvelâ "Azrâil"i, dinledi hâkim melek, Sonra "İdrîs Nebî"ye, sordu ta'zîm ederek. O dedi ki: (Ey melek, buyurdu ki Rabbimiz; "Elbette ki ölümü tadacaktır her nefis." Ve yine buyurdu ki, bizlere cenâb-ı Hak: "Her nefis, Cehennemden geçecektir muhakkak." Ayrıca buyurdu ki: "Bana îmânı olan, Cennetime girerse, artık çıkmaz oradan." Ben de "Ölüm"ü tadıp, "Cehennem"den geçmişim, Ve "îmânlı" olarak, bu Cennete girmişim. Mâdem ki Hak teâlâ, eyledi böyle fermân, O emir vermedikçe, ben de çıkmam buradan.) Melek, hayret içinde arz etti: (Yâ ilâhî! Mes'elenin hâllinde, âciz kaldım ben dahî.) Rabbimiz buyurdu ki: (Haklıdır bunda İdrîs, Çıkmasın Cennetimden, O'na ilişmeyiniz.)