O gün "Mahşer yeri"ne giderken cümle kullar, Amellerine göre, grup grup olurlar. Meselâ mahşer yeri çok "Karanlık" olsa da, Mü'minin, "Nûr"u olur hem önünde, hem sağda. Bâzısının nûru çok, kiminin ise azdır, Nûrlarının miktarı, "Îmân"ları kadardır. Nitekim mahşerdeki halleri de o zaman, Amellerine göre "Güç" olur, yâhut "Âsân". İki kişi, beş kişi, on kişi bir devede, Olarak haşrolurlar çoğu mü'min mahşerde. Onların amelleri "Az" olduğundan gayet, Bir binek olmak için, çünki etmez kifâyet. "Allah'tan korkan"larla, "Dîne hizmet" edenler, Müstakil bineklerde ve sür'atli giderler. "Küffâr", bineksiz olup, bâzısı yürüyerek, Haşrolur bâzısı da yüz üstü "Sürünerek". Mü'minlerin nûrundan, mahrumdur hem de onlar, Mahşer karanlığında, "Kör gibi" haşrolurlar. "Nûr-u ilâhî" ile mahşer nûrlandığında, Kâfirlerin gözleri görmez olur ânında. Perde gelir onların kulaklarına dahî, Ve aslâ duyamazlar "Kelâm-ı ilâhî"yi. Nitekim mü'minlere, bir nidâ gelir o gün: "Sizin üzerinize yoktur korku ve hüzün. Siz ve zevceleriniz, duyun ki neş'e, sevinç, Cennete dahil olup, çıkmazsınız hem de hiç." Mü'minler bunu duyup, bulurlar huzur, rahat, Kâfirler "Sağır" olup, duymazlar bunu fakat. Onlar, konuşmaktan da o gün men olunurlar, Bir şey söyliyemeyip, "Dilsiz gibi" olurlar. Kim dünyada en fazla ne hâl üzre idiyse, Mahşerde, o hâl ile haşrolunur o kimse. Kim "Çalgı dinlemek"le yitirdiyse vaktini, Elinde bulur o gün, o çalgı âletini. Onu alıp atarak, der ki: "Defol ey lâ'net, Seninle meşgul olup, yapamadım ibâdet." Lâkin o, geri gelir ve der ki: "Hak teâlâ, Hükm edinceye kadar, yanından gitmem aslâ." Her kim ömrü boyunca, hep "İçki içti" ise, O gün, "İçki içerek" haşrolunur o kimse. Ve yine "Açık saçık" gezen kadın ve kızlar, Bu yerlerden kan irin akarak haşr olurlar. Allah için can verip, "Şehid olan" kimseler, O gün, yaralarından kan akarak gelirler. Rengi "Kan" olsa bile, kokusu "Misk gibi"dir, Mahşer bitene kadar, hep bu hâl üzeredir. Gece gün islâm için çalışanlar da hattâ, Ölünce "Şehid" olur, ölseler de yatakta.