İsmâil Aleyhisselâm

A -
A +

"Zemzem"i yer altından çıkarınca Cebrâil, Kana kana içtiler Hâcer ile İsmâil. Onlar tek başlarına sürerken orda hayât, Geldi bir gün o yere, Yemen'den bir cemâat. "Cürhüm" kabîlesine mensuptu bu kişiler, Hâcer'den izin alıp, oraya yerleştiler. "İsmâil", Cürhümîler içinde büyüyerek, "Üstün hâlleri" ile, onlara oldu örnek. Sonra o kabîleden evlendi bir "Kız" ile, Geçinip giderlerdi "Zemzem" ve "Av eti"yle. Halîlullah, bir zaman "Oğlunu görmek" için, Geldiyse de, İsmâil evinde yoktu o gün. Sorunca hanımından "Nereye gitti?" diye, Dedi ki: (Ava gitti, maîşet edinmiye.) Yine suâl eyledi: (Nasıldır geçiminiz?) Dedi ki: (Gâyet fenâ, sıkıntı içindeyiz.) Buyurdu: (Efendine selâm söyle ve de ki , Âcilen değiştirsin kapının eşiğini.) İsmâil avdan eve avdet eylediğinde, Hissetti babasının kokusunu evinde. Hanımına sordu ki: (Kim geldi bize bugün?) Dedi ki: (Yaşlı bir zât gelmişti, sen yok idin. Giderken, senin için yaptı şu tembîhini, "Söyle de, değiştirsin kapının eşiğini.") Buyurdu: (O, babamdır, "Eşik"de sensin elbet, Sen, babanın evine edebilirsin avdet.) O hanımı boşayıp, evlendi başkasıyla, Yine geldi babası, ziyâret maksadıyla. Hanımına sordu ki: (Nasıldır geçiminiz?) Dedi: (Elhamdülillah, bollukla geçiniriz.) Sonra devam ederek, arz etti şunu hemen: (Yemeğimiz "Av eti", suyumuz tatlı "Zemzem".) Halîlullah, Rabbinden niyâz etti ki şunu: (Mübârek kıl bunların etleriyle suyunu.) Ve tembîh eyledi ki: (Akşam söyle eşine, İyi mukayyed olsun kapının eşiğine.) Ne zaman ki İsmâil, eve geldi av sonu, Hissetti babasının yine "Hoş kokusu"nu. Hanımına sordu ki: (Kim geldi bugün bize?) Dedi: (Nûr yüzlü bir zât geldi ki evimize, Çok asîl, pek şerefli bir kişiydi bu gelen, "Geçiminiz nasıldır?" diye sordu o benden. Dedim: "Elhamdülillah, bollukla geçiniriz, Biz her gün "Av eti" yer, tatlı "Zemzem" içeriz. Sana selâm söyleyip, dedi: "Söyle beyine, Çok iyi sâhib olsun kapının eşiğine.") Buyurdu: (O, babamdır, "Eşik" de sensin bizzât, Seni "Hoş tutmam" için, bana etmiş nasîhat.)