Seyfeddîn-i Fârûkî hazretleri, bir sohbetinde;
“Kendinizi, vermeye alıştırın, vermeye alışmayanların, son nefeste işi zordur” buyurdu.
Sordular ki:
“Niçin zordur efendim?”
Cevâbında;
“Vermeye alışık olmadıkları için ruhlarını da zor verirler. Ölüm meleği, onların ruhlarını, yaş keçeden diken söker gibi çekip alır” buyurdu.
● ● ●
Bir hanım vardı.
Bir gün bu zâta gelerek;
“Efendim, ben, Allah’ın rızâsını kazanmak istiyorum, ne yapayım?” diye sordu.
Büyük zât cevâben;
“Beyinin rızâsını kazan” buyurdu.
Ve şunu anlattı ona:
Fâtıma vâlidemiz, bir gün Resûlullah Efendimizin hânesine gelip ağlamaya başladı!
Efendimiz sordular:
“Kızım niçin ağlıyorsun?”
Arz etti ki:
“Babacığım, bu sabah zevcim Alî ile konuşuyorduk. Bir kelimem yüzünden kırıldı bana, ben de çıkıp buraya geldim.”
Buyurdular ki:
“Hemen geri dön kızım, beyinden özür dile. Bir hanımın beyi ondan râzı değilse, Allah da râzı olmaz.”
Böyle buyurdu.
Ve sordu ona;
“Ey kızım! Kadın için en üstün amel nedir biliyor musun?”
Hazret-i Fâtıma sordu:
“Nedir babacığım?”
Efendimiz;
“Kocasına itâat etmektir. Beyini râzı eden kadına müjdeler olsun. Onun bu hâli, bin yıllık ibâdetten üstündür” buyurdu.