"Muhabbet şehîdi!.." Bu büyük zât, ömrünün son yirmibeş yılında, Rahatça uyumadı yatıp da yatağında. Kendisini görmeye gelseydi âşıkları, Onlarla sohbet için, çıkardı az dışarı. Derdi: (Ey kardeşlerim, Allahtan çok korkunuz. Resûlü de çok sevip, Ona tâbi olunuz. Saadetlerin başı, o Resûle uymaktır. Ona uyulmaz ise, pişmânlık muhakkaktır.) Böyle deyip giderdi, tekrar aynı yerine. Ve "Aşk-ı ilâhî"yle, yanardı kalbi yine. Sonra bu muhabbetle, geçerdi kendisinden. Ve yanıp kavrulurdu, onların sevgisinden... Yine böyle kendinden geçmişti ki bir saat, Rûhunu, bu haldeyken vererek etti vefât. Bu "Aşk"la kavuştuğu içindir ki Rabbine, "Muhabbet şehîdi" de, denilir kendisine. O, nasîhatlerinde derdi ki: (Ey insanlar! Çok yemek yemeyin ki, ağırlık, gaflet basar. Çok az da yemeyin ki, yapılmaz sonra tâat. Her şeyin hayırlısı, olandır orta, vasat. Yine giyinirken de, "Orta yol"u seçiniz. Gösterişten kaçarak, pek sâde giyininiz. Fâidesiz işlerle, bırakın uğraşmayı. Kerîh görün ve hattâ onlardan konuşmayı. "Bâyezid-i Bistâmî" buyurdu: Senelerce, Nefsimi ıslâh için, çalıştım gündüz gece. Onu öldürmek için, nice mücâhedeler, Yapıp, sonra baktım ki, ölmemiş nefsim meğer. Çok üzülüp, nefsime bir nazar ettiğimde, Hâlâ "Gurur" ve "Kibir" görüverdim kendimde. Halbuki ömür boyu, Rabbime kulluk ettim. Ona lâyık ibâdet yapmayı çok istedim. Buna kavuşmak için, gayret ettim bir nice. Ve sabahlara kadar, namâz kıldım çok gece. Yine de namâzlarım, olmadı Ona lâyık, Allaha boyun büküp, yalvardım şöyle artık: (Yâ Rabbî, bunca yıldır ettimse de çok gayret, Yine de sana lâyık yapamadım ibâdet. Bâyezid'e yakışır oldu hep namâzlarım. Sana lâyık ibâdet nasîb et ey Allahım! Kırk sene, riyâzetle uğraştım nefsim ile. Onu öldürmek için, yıllarca çektim çile. Rabbime, şu şekilde yalvardım ki velhâsıl: Rızâna, ne sûretle olurum acep vâsıl?) Bana ilhâm geldi ki: (Şu testinle, şu âbân, Gönlünde bulundukça, olmaz bana kavuşman.) Kalbimden çıkarınca, o "Testi"yle "Âbâ"yı, Ancak kazanabildim, o ilâhî rızâyı.