Lût aleyhisselâm

A -
A +

O şehir yere battı "Lût Nebî"nin evini, sararak o kâfirler, Dediler: (O gençleri, çabuk getir bize ver!) O, buna çok üzülüp, buyurdu ki: (Ey kavmim! Allah'tan korkun, bunlar, misâfirimdir benim.) Onlara, ne kadar çok ettiyse de nasîhat, Kapıda toplanan halk, dağılmıyordu fakat. İyice darlık geldi, Lût Nebî'nin kalbine, Şöyle niyâz eyledi, sonra kendi kendine: (Size yetecek kadar keşke güçlü olsaydım, Yâhut sağlam bir kale bulup da sığınsaydım.) Cebrâil işitince, bu duâ ve hâceti, Dedi ki: (İşte onun, dördüncü şehâdeti.) Hakîkati bildirip, dedi ki: (Elbette biz, Hak teâlâ katından, gelen habercileriz. Üzülme, onlar sana yapamazlar bir zarar, Bu kavmin üzerinde, "azâb-ı ilâhî" var. Sırf sana ve ehline, bundan kurtuluş vardır, Lâkin senin hanımın, helâk olanlardandır. Sen şimdi aç kapıyı, sonra çekil geriye, Hiç korkma, o kâfirler girsinler içeriye.) "Lût Peygamber", kapıyı açtı ve çıktı geri, O azgın çapulcular, daldılar hep içeri. Ve lâkin kanadıyla, Cibrîl, o kâfirlere, Vurunca, her birisi, "kör oldu" birden bire. Şaşkın şaşkın geriye kaçarken dediler ki: (Evine, sihirbâzlar getirmiş Lût meğer ki.) Kalbleri mühürlenmiş, o azgın ve sapıklar, İnanmak nimetinden, yine mahrûm kaldılar. Sonra Cibrîl dedi ki o gece Lût Nebî'ye: (Ehlinle çıkıp gidin, hiç bakmayın geriye.) Onlar çıkıp gidince, Sedum vilâyetinden, Ateşte pişmiş "Taş"lar, yağdı gök cihetinden. Her taşta, bir kâfirin ismi nakşedilmişti, Ve her taş, sâhibini bulup helâk etmişti. Sonra Cibrîl, o şehri takarak kanadına, Çıkardı bir lâhzada, topyekun gök katına. Sonra da ters çevirip, havada birden bire, Koca şehri, yüksekten, kuvvetle çarptı yere. Gadab-ı ilâhînin, nişânesi olarak, Şehri, yerin dibine geçirdi cenâb-ı Hak. Açılan o çukura, sonradan pis kokulu, Siyah sular dolarak, "Lût gölü" hâsıl oldu. Yaşamadığı için, hiçbir cânlı içinde, "Ölü deniz" olarak, meşhûrdur halk içinde. Allah ve Peygambere karşı gelen bu kavmin, Çok çirkin bir günâhı işledikleri için, Gadab-ı ilâhîye, uğradığına dâir, Bu göl, mahşere kadar, apaçık bir delîldir.