Mâşita Hâtun

A -
A +

Mûsâ aleyhisselâm devrinde yaşıyordu, Firavun'un kızına, dadılık yapıyordu. Allahın birliğine inanmıştı içinden, Lâkin bunu gizlerdi, Firavun'un şerrinden. Kuvetli inanmıştı Allaha hem de gâyet, Ve lâkin gizli gizli yapıyordu ibâdet. Bu, bir gün Firavun'un kızının saçlarını, Tarıyorken, elinden düşürdü tarağını. Eğilip, o tarağı alıyorken oradan, "Bismillah" deyiverdi hiç elinde olmadan. Kız, hayretler içinde sordu ona: (Ey dadı! Bu senin söylediğin, acabâ kimin adı?) Dedi: (Öyle birinin ismi ki kızım bu ad, Onun kudreti ile, var oldu bu kâinât. Cânlı cânsız her şeyi yaratan, bu ilâhtır, Yoktur O'nun şerîki, O'nun adı Allah'tır.) Kız daha şaşırarak, sordu ki ona tekrâr: (Yâni babamdan başka, bir ilâh daha mı var?) Dedi ki: (Dinle yavrum, Allah vardır ve birdir, O, bütün âlemlerin Rabbi ve mâlikidir. Yeri göğü, herşeyi, seni beni, babanı, O Allah yaratmıştır cümle kevnü mekânı.) Firavun'un kızına, ağır geldi bu sözler, Ve gidip, babasına bunları verdi haber. Kızının bu sözleri kızdırdı Firavun'u, Ve derhâl huzûruna çağırdı bu hâtunu. Dedi: (Sen, benden başka tanrı mı biliyorsun? Bana değil, Ona mı ibâdet ediyorsun?) Artık gizliyemedi, yoktu başka bir çâre, Söyledi îmânını Firavun'a âşikâre. Dedi ki: (Ey Firavun, bilirsin ki tabii, Sen de âciz, zavallı bir kulsun bizim gibi. Seni, bizi, her şeyi ve cümle mevcûdâtı, Yaratan ilâh vardır, Allah'tır Onun adı.) Onun bu sözlerine, sinirlendi Firavun, Ve öldürülmesini emretti hemen onun. Lâkin adamlarına verdi ki bir tâlîmât, (Alın bunu öldürün, ölmesin hemen fakat. Her gün başka uzvunu keserek bunun tek tek, Yavaş yavaş öldürün, işkence eyliyerek.) İntikâm hırsı ile yanıp tutuşuyordu, O işkence gördükçe, zevkinden uçuyordu. O zâlimin gâyesi şuydu ki asıl bundan, Herkes görüp korksun da, etmesin hemen îmân. Önce, tırnaklarını çektirdi azar azar, Kırbaçlattı sonra da, kan akıncaya kadar. Bütün bunlara rağmen, sabrederdi o yine, Aslâ zarar gelmedi îmânına, dînine.