Mûsâ aleyhisselâm

A -
A +

"Mûsâ aleyhisselâm" sarayda büyüyordu, Lâkin hiçbir kadının sütünü emmiyordu. Ona, bir "Süt annesi" bulmak arzû ettiler, Bu iş için her yere haberler ilettiler. Bu hizmete, o kadar oldu ki fazla talep, Firavun'un sarayı, kadınlarla doldu hep. "Mûsâ Peygamber"in de vardı bir kız kardeşi, O, hep tâkip ederdi gerilerden bu işi. Sâir kadınlar ile, o da geldi saraya, "Bilgi toplamak" için giriverdi araya. Gördü ki, birâderi, o gelen hâtunların, Emmiyor hiçbirini, olmuyor hattâ yakın. Onlara söyledi ki: (Buna, süt anneliği, Yapacak bir kadın var, tanırım gâyet iyi.) Pek de heyecânlıydı bunu söylediğinde, Hiç belli etmemeğe çalışırdı yine de. Firavun'un vezîri, "Hâmân" da sezdi bunu, Anladı bu çocuğun yakını olduğunu. Dedi: (Senin telâşın nedir böyle ey çocuk? Niçin ilgilenirsin bu işle, söyle çabuk! Sen, bunu emzirecek hâtunu ne bilesin? Yoksa bir yakının mı, kardeşin mi bu senin?) Dedi: (Hayır efendim, değilim ben kardeşi, Yalnız bu gün işitip, merak ettim bu işi. Gördüm ki, bu çocuğa süt anne arıyorlar, Şöyle bir yardım etmek istemiştim, o kadar.) Lâkin iyi olmuştu "Biliyorum" demesi, Çünki bulunmamıştı ona bir süt annesi. Dediler: (Bir kız çocuk, bir şeyler söylüyordu, "İyi bir süt annesi biliyorum" diyordu.) Kalabalık içinden, buldular onu tekrâr, "Süt anne" husûsunda, ondan medet umdular. Dediler: (Süt annesi biliyordun ey çocuk! Koş, ona haber ver de, saraya gelsin çabuk.) Sevinç ve heyecânla koşup gitti evine, Bu müjde haberini söyledi annesine. Az sonra, ikisi de vâsıl oldu saraya, Girdiler Firavun'un bulunduğu odaya. Firavun'un kucağında ağlardı çocuk o an, O ise, susturmağa çalışırdı durmadan. Lâkin o, görür görmez bir anda annesini, Ağlamağı bırakıp kesiverdi sesini. Hiç kimsenin sütünü emmezken daha evvel, Annesine sarılıp, emdi onu mükemmel.