Mûsâ aleyhisselâm

A -
A +

Firavun'un sarayında, "Mûsâ aleyhisselâm", Büyüdü, erginleşti, delikanlı oldu tam. Bir gün şehri gezerken, rastladı bir "Kıptî"ye, Eziyyet ediyordu mü'minlerden birine. Ondan yardım istedi, o mü'min bağırarak, O da, gelip kıptîye dedi ki: (Onu bırak!) Ayırmak istiyorken onları birbirinden, O kıptî sendeledi, düştü ve "Öldü" birden. Firavun verdi emrini şöylece askerine: (Onu bulup öldürün, cezâ gelsin yerine.) Mûsâ aleyhisselâm, alınca bunu haber, Mısır'dan hicret ile, eyledi o gün sefer. Hiç de yol bilmiyordu, şaşa kaldı o sâat, Zîrâ hiç önceleri etmemişti seyâhat. "Ana yol"u tâkîben yürüdü yavaş yavaş, Yoktu hiç yol azığı, yoktu ona bir yoldaş. Firavun'un askerleri, onu yakalamağa, Dağıldılar bilhâssa "gizli, tâli" yollara. Lâkin o, "Ana yol"dan, açıkça gidiyordu, Onun böyle gitmesi, hiç akla gelmiyordu. Cibrîl aleyhisselâm girip "İnsan" şekline, Rehber olup götürdü, onu "Medyen şehri"ne. "Sekiz gün" yolculukta, çekmişti çok meşakkat, Oturup, insanların hâline etti dikkat. Çobanları gördü ki, önlerinde sürüler, Sırayla, bir kuyudan onlara su verirler. Onların içlerinde, "İki kız" vardı, ama, Kenarda beklerlerdi, girmeyip izdihâma. Yanlarına giderek, buyurdu ki: (Niçin siz, Diğer çobanlar gibi sıraya girmezsiniz?) Dediler: (Onlar erkek, biz âciz kadınlarız, Onlar gider, biz sonra hayvanları sularız.) Onlara şefkatinden dedi ki: (Buralarda, Başka kuyu var ise, sulayın siz de orda.) Dediler: (Şu ilerde başka bir kuyu vardır, Ve lâkin üzerinde bir kaya var, çok ağır.) Geldi kuyu başına, andı Hak teâlâyı, Ve "Bismillah" diyerek kaldırdı o kayayı. Kızlardan ip ve kova isteyip daha sonra, Su çekip, râhatlıkla su verdi koyunlara. Kızlar, hayret içinde bakıp birbirlerine, Dediler: (Rastlamadık böyle müşfik birine.) Müteşekkir kalarak ettiler eve avdet, Lâkin onun hâline, etmişlerdi çok hayret. Şuayb Nebî sordu ki: (Ne oldu ki bugün siz, Her günküne nazaran daha erken geldiniz?)