Nûh aleyhisselâm

A -
A +

Meydan okudu! Nûh aleyhisselâm'ın, "dokuzyüz elli" sene, Gece gündüz, yılmadan yaptığı dâvetine, İlk defâ îmân eden, o "bir kaç" kişi hâriç, Kavminden îmân eden, bir kimse çıkmadı hiç. Üstelik çok çeşitli eziyetler ettiler, Sonra "öldürmek için", çok gayret sarfettiler. O ise, kâfirlere buyurdu ki: (Ey kavmim! Sizin öldürmenizden, hıfz eder beni Rabbim. Hiç geri koymasanız, elinizden geleni, Yine de öldürmeğe, gücünüz yetmez beni.) Böyle "meydân okuyup", buyurdu ki peşinden: (Bana bir fayda yoktur, îmâna gelmenizden. Ve eğer yüz çevirip, gelmezseniz îmâna, Yine netîcesinde, bir zarar gelmez bana.) Sonra, şöyle bir vahiy geldi ki gâyet açık: (Kavminden, sana îmân edecek çıkmaz artık. Hattâ o kâfirlerin, bundan sonra gelecek, Nesillerinden bile, yoktur îmân edecek. O hâlde sen üzülme ve hiç mahzûn olma ki, Onlara bir azâbın inmesi olur vâki.) O zaman Nûh peygamber, dedi: (Öyleyse şâyet, Şu insâfsız kavmimi, azâbınla helâk et. Kalmasın bu dünyâda, kâfirlerden tek diri, Halâs et bu azâbdan, beni ve mü'minleri.) O'nun bu duâsına, "Âmin" dedi melekler, Sonra da, (Bir gemi yap!) vahyi geldi bu sefer. "Nûh Nebî", Cebrâil'den alır almaz bu vahyi, Başladı mü'minlerle, bu işe bizâtihî. Bu iş için "ağac"a, var idi çok ihtiyâç, Ve lâkin o bölgede, yok idi fazla ağaç. Bu yüzden "bol ağaçlı", bir yer bulup çıktılar, O yerde, gemi için dört sene çalıştılar. Onları, çalışırken görünce o kâfirler, Yanlarına gelerek, istihzâ eylediler. Dediler ki: (Hani sen, "peygamberim" diyordun, Yoksa onu bırakıp, şimdi "dülger" mi oldun? Peygamberlik gibi bir mertebeyi bırakıp, Âdi bir dülgerliğe inivermek ne ayıp. Hem sonra, yedi yıldır, "susuz" olan bu yerde, Nasıl yüzdüreceksin bu gemiyi ilerde?) O da, o kâfirlere buyurdu ki: (Şimdi siz, Bizim ile eğlenip, istihzâ edersiniz. Lâkin Hak teâlânın azâbı geldiğinde, İstihzâ edeceğiz, biz dahî sizin ile.) Nûh aleyhisselâmın, "üç katlı"ydı gemisi, "Abanos" ağacından idi hep malzemesi. Ateşi yanarak ve kazanı kaynıyarak, Yürüdüğü, Kur'ânda vardır açık olarak.