Nûh aleyhisselâm

A -
A +

Vefâtı "Nûh Nebî", buğday tenli ve iri yapılıydı, Ve "hazret-i Âdem"i, fizîken andırırdı. İri gözlü ve güzel bir zât idi mükerrem, Sakalları uzunca, geniş omuzluydu hem. Gâyet "gadaplı" olup, "sabrı" dahî çoktu pek, Kavminin cefâsına, dayandı sonuna dek. Zahmet ve meşakkatli geçerdi çoğu vakti, Buna rağmen, Rabbine çok yapardı tâ'ati. "Yediyüz rek'at" namâz kılardı gün ve gece, Aslâ ilgilenmezdi, dünyâ ile zerrece. "Bin sene"lik ömründe, etmedi bir ev talep, Kıldan, siyah "bir çadır" içinde yaşadı hep. Eshâbı bunu O'na, suâl etti bâhusûs; (Ne için kendinize, bir ev yapmıyorsunuz?) Buyurdu: (Bugün, yârın, ölürüz pek yakında, Ev yapmağa değer mi bu kısacık zamanda? Bu dünyâ hayâtımız, zâten kısa bir müddet, Yapılacak tek iş var, o da Hakk'a ibâdet.) Bir gün de, kendisine ev yapardı "kamış"tan, Dediler: (Yapsaydınız, bu evi keşke taştan.) Buyurdu ki: (Yakında ölecek insan için, Bu kadarı çok bile, hikmeti budur işin.) Biri dahî sordu ki: (Kerpiç varken, acep siz, Niçin kara çadırdan, ev binâ edersiniz?) Buyurdu ki: (Ölünce, bırakıp gideceğim, Daha kıymetlisi var, niçin zahmet çekeyim?) Vefâtı yaklaşınca, "Sâm" adlı evlâdını, Çağırıp, yaptı O'na en son nasîhatını. Buyurdu ki: (Evlâdım, ben artık ölüyorum, Sana, iki nasîhat bırakıp gidiyorum. Birincisi şudur ki, "şirk koşma" hiç Allah'a, Yoktur bir insan için, bedbahtlık, bundan daha. Öbürü, "kibir"dir ki, şeytânın sıfatıdır, Bir zerre kibri olan, Cennetten mahrûm kalır.) Ülül'azm peygamberler içindedir kendisi, Bu sebeple indallah, yüksektir derecesi. "Nûh aleyhisselâm"ın, erince ömrü sona, Cebrâil'le Azrâil, birlikte geldi O'na. Melek-ül mevt yaklaşıp, suâl etti ilk sefer: (Ey dünyâda çok uzun ömür süren peygamber! Bu kadar yaş yaşadın, çok çalıştın, yoruldun, Sen bu fâni âlemi, acabâ nasıl buldun?) Cevâben buyurdu ki: (Bu dünyâyı, şimdi ben, Sanki "iki kapılı han" gibi buldum aynen. Birinden girmiş idim, öbüründen çıkarım, Ve ancak içeride, "çok az" bir zaman kaldım.) Sonra da "Allah" deyip, teslîm etti rûhunu, "Beyt-i makdîs" içine, defn etti ehli O'nu.