Sâlih aleyhisselâm

A -
A +

"Sâlih" aleyhisselâm, teşrîf etti dünyâya, Nûh aleyhisselâmın dînini etti ihyâ. Ne zaman ki Âd kavmi, şiddetli rüzgâr ile, Helâk olup, kâfirler mahvoldu tamâmiyle, O zaman "Hûd Nebî"ye îmân eden mü'minler, Kurtulup, o diyârı, acele terk ettiler. Onlardan birisi de, "Semûd" idi ki, bu zât, Nûh aleyhisselâmın neslinden idi bizzât. Bu zâtın torunları, seneler sonra yine, Geldiler "Hûd Nebî"nin kavminin mahalline. Yâni Semûd evlâdı, vaktiyle helâk olan, Âd kavminin yurduna yerleştiler sonradan. Önce tek kabîleden ibâret iken bunlar, Sonradan çoğalarak, bir topluluk oldular. Tıpkı Âd kavmi gibi, bu insanlar da yine, Zamanla gark oldular, dünyâ ni'metlerine. Dağları, kayaları oyarak birer birer, Tepeler üzerinde, evler binâ ettiler. Sert taşları oyarak, yaparlardı evleri, Taş oymacılığında, gittiler çok ileri. Yaptılar düzlükte de, çok saraylar ve köşkler, Yetiştirdiler hattâ, çok bağlar ve bahçeler. Oldu her birisinin, çok dünyâ ni'metleri, "Üçyüz" yâhut "bin sene", ömür sürdü herbiri. Önce, bu ni'metlere şükrederlerken bunlar, Sonra bunu terkedip, zevk sefâya daldılar. Kabîle reîsleri başta olmak üzere, Adam öldürürlerdi, zulüm ve haksız yere. O kavmin içindeki bâzı mü'min kimseler, Onları bu işlerden, men etmek istediler. Dediler: (Âd kavmi de, yapmıştı böyle isyân, Lâkin helâk oldular, kalmadı sağ bir insan. Siz dahî onlar gibi, zulüm yapıyorsunuz, Korkarım bu sebepten, siz de yok olursunuz.) Onlar bunu dinleyip, dediler ki cevâben; (Evet, helâk oldular Âd kavmi hakîkaten. Lâkin o insanların, yoktu sağlam evleri, Kum üzerinde olup, çürüktü temelleri. Bu yüzden sert bir rüzgâr esince birdenbire, Onların evlerini, kolayca yıktı yere. Lâkin biz, kayaları, taşları oyuyoruz, Kapıları demirden hâneler yapıyoruz. Bizim evlerimize, te'sîr etmez o rüzgâr, Çok şiddetli esse de, veremez yine zarar.) Mü'minler, bu cevâbı alıp o kimselerden, Vazgeçtiler onlara böyle nasîhatlerden. Çünkü onlar, isyânda gitmişti çok ileri, Aslâ dinlemezlerdi, böyle güzel sözleri.