Sâlih aleyhisselâm

A -
A +

Âd kavmi, izin alıp bir gün reîslerinden, Bir kayayı oymağa başladı hepsi birden. Ona şekil verdiler, ince ince oyarak, İki göz, ağız burun, boyun, göğüs ve ayak. Böylece o kayadan, büyük bir "Put" yaptılar, Her yerini, altın ve gümüşle kapladılar. Altından bir "Tâç" yapıp, geçirdiler başına, Sonra secde ettiler, geçerek karşısına. Reîsleri "Cendâ" da, bunu haber alarak, Gelip secde eyledi, yerlere kapanarak. Sonra onun yanına, başka putlar yaptılar, Ve o cânsız şeylere, "Tanrı" diye taptılar. Putperest olmuşlardı Semûd kavmi böylece, Küfür ve dalâletle, yıllar geçti öylece. Hayvanları çoğalıp, doldu dağlar, yamaçlar, Bir yılda, iki defâ meyve verdi ağaçlar. Gark oldular tamâmen, dünyâ ni'metlerine, Şımardılar, azdılar bu yüzden günden güne. Onlar, bu ni'metleri, putlarından bilerek, Küfrün karanlığına saplandılar giderek. Yayıldı her tarafa zulüm, fesat, haksızlık, Hattâ hüner sayıldı zinâ ve ahlâksızlık. Küfrün kara zulmeti, çökmüşken onlara tam, Teşrîf etti dünyâya, "Sâlih aleyhisselâm". Babası, "Ubeyd" adlı bir zât idi ki, yine, Bir gece, rü'yâsında dendi ki kendisine: (Ey Ubeyd, hak gelince, elbette bâtıl gider, Pek yakında, neslinden gelir Sâlih peygamber. Onu, Semûd kavmine gönderir Hak teâlâ, Onları, bâtıl yoldan, çağırır doğru yola.) Bir başka gün, geçerken puthânenin önünden, Birdenbire şöyle bir ses duydu puthâneden: (Ey Ubeyd, nesebinde, bir kimse var ki senin, Peygamberlik verecek, ona Rabbil âlemîn.) O esnâda, Ubeyd'in, alnındaki "Nûr" ile, Aydınlığa boğuldu yeryüzü tamâmiyle. Ve gâyet şiddetli bir rüzgâr esti peşinden, Devrildi bütün putlar, o yelin şiddetinden. O en büyük put dahî, yüzüstü düştü yere, Başındaki "Altın tâç", yuvarlandı yerlere. Bu garip hâdiseler, ederken böyle devâm, Dünyâya teşrîf etti, "Sâlih aleyhisselâm". Muharremde, bir Cum'a gecesinde o doğdu, Onun doğumu ile, âlem nûra boğuldu. Nidâ etti melekler, kara ve denizlerde, Onun doğum haberi, müjdelendi her yerde. Rahmet melekleri de, yeryüzüne indiler, Ağaçlar, şükür için hep secde eylediler.