Pek azı îmân etti Vaktâ ki kırk yaşına, girince "Sâlih Nebî", Emretti Cebrâil'e, âlemlerin Sâhibi. Buyurdu: (Yâ Cebrâil, git Sâlih'in yanına, Peygamber olduğunu, teblîğ et hemen ona.) Bu emri alır almaz, Cibrîl aleyhisselâm, Derhâl "Sâlih Nebî"ye geldi ve verdi selâm. Ve dedi ki: (Ey Sâlih, var git hemen kavmine, Dâvet eyle onları, Allah'ın hak dînine. Söyle, uzak dursunlar şirkten, puta tapmaktan, Vazgeçsinler hem zulüm ve haksızlık yapmaktan. De ki: "Türlü ni'metler, verdi de Allah size, Siz devâm edersiniz, hâlâ bu şirkinize." Sonra sor ki onlara: "Âd kavmi, neden acep, Şiddetli bir rüzgârla, helâk olmuşlardı hep?") Sonra da bir elbise giydirdi kendisine, "Nübüvvet mührü" bastı, sağ elinin üstüne. Ve "hazret-i Âdem"in, âsâsını vererek, Yükseldi gökyüzüne, ona vedâ ederek. "Sâlih aleyhisselâm", hiç vakit geçirmeden, Reîsleri "Cendâ"nın, yanına gitti hemen. Ve ona yaklaşarak, güleryüz, tatlı dille, Buyurdu ki: (Ey Cendâ, dikkatle beni dinle. Ben, Peygamber olarak, bu kavme gönderildim, Tek Allah'a îmâna, seni dâvet ederim. Zîra bir İlâh vardır ibâdet yapılacak, O hakîkî ilâh da, Hak teâlâdır ancak.) "Cendâ" cevap olarak, dedi: (Yârın gel yine, Bana dediklerini, aynen söyle kavmine.) Toplandı ertesi gün, Semûd kavmi bittamâm, Teşrîf etti o yere, Sâlih aleyhisselâm. Buyurdu: (Ey insanlar, yalnız bir ilâh vardır. O, herşeyi yaratan "Allahü teâlâ"dır. Öyleyse kendisinden başka ilâh olmıyan, "Allahü teâlâ"ya, ediniz siz de îmân. Çünki ilâh değildir taptığınız o putlar, İbâdet edilecek, sâdece bir "Allah" var. O "Allah"a dönün ki, tövbe etmiş olarak, O, bütün tövbeleri, kabûl eder muhakkak.) "Sâlih aleyhisselâm", onlara bu şekilde, Allah'ın birliğini, teblîğ etti ise de, Pek azı îmân edip, çokları etti inkâr, Ve hattâ kendisine, hemen baş kaldırdılar. Dediler ki: (Ey Sâlih, bizim aramızda sen, Önce, çok güvenilir bir kişiydin esâsen. Şimdi kalkmış, nelerden bize bahsediyorsun, "Putlara ibâdetten vazgeçiniz" diyorsun. Halbuki isterdik ki, böyle şey demiyesin, Sen de, bizim putlara ibâdet eyliyesin.)