Sâlih aleyhisselâm

A -
A +

"Sâlih Nebî", kırk sene uyuyup, sonra yine, İmâna dâvet için, geldi tekrâr kavmine. Buyurdu ki: (Ey kavmim, Lâ ilâhe illallah, Deyin ki, âhirette bulasınız tam felâh.) Kelime-i tevhîdi deyince "Sâlih Nebî", Bütün putlar, yüz üstü devrildi kütük gibi. Velhâsıl o kâfirler, inanmayınca yine, Bir kartal, süzülerek geldi üzerlerine. Dedi: (Ey Semûd kavmi, gerçekten bu Sâlih'tir, Ve Allah tarafından gelen bir Peygamberdir.) Bir tânesi dedi ki: (Evet, seni tanıdık, Ama biz, seni aslâ istemiyoruz artık. Sen, öğüt ve nasîhat edersin bize yalnız, Ama bizim onlara, yoktur ihtiyâcımız. Ve sana, son olarak deriz ki, git buradan, Seni istemiyoruz, uzak ol bu diyârdan.) Sâlih Nebî, cevâben buyurdu ki: (Ama siz, Çoluk çocuğunuzla, bugün öleceksiniz. Yârın da, anan baban ölecek şu sâatte, Benim bu dediklerim, olacaktır elbette. Çabuk îmân eyle ki, îmân ile ölesin, Âhirette, bitmeyen ni'metlere eresin. Ve seni dirilterek, ilerde cenâb-ı Hak, Gösterir bu kavime, bir mûcize olarak.) Bu sözler üzerine, o kişi etti îmân, Ve îmânlı olarak, çıkıp gitti oradan. O kişi, aynı günde vefât etti hakîkat, Çoluk çocuğu dahî, aynı gün etti vefât. Anne ve babası da, ertesi günü yine, Göçtüler hakîkaten, âhiret âlemine. Semûd kavmi, bu hâli duyup hayret ettiler, (Sâlih'in o sözleri, doğru çıktı) dediler. Reîsleri "Cendâ" da, olan hâdiselere, Bakarak, bir korkuya kapıldı birden bire. O zaman Sâlih Nebî, buyurdu ki: (Ey kavmim! Duâmla diriltirse o zâtı benim Rabbim, Hayâta döndüğünü, görürseniz eğer siz, Bu küfürden vazgeçip, îmân eder misiniz?) Dediler ki: (Ey Sâlih, vâki olursa bu hâl, Elbet îmân ederiz o zaman sana derhâl.) Gittiler hep birlikte, o ölenin evine, Baktılar göçüvermiş, âhiret âlemine. "Sâlih aleyhisselâm", önce duâ ederek, Seslendi o kimseye, ismini söyleyerek. Şehâdet'i okuyup, dirildi hakîkaten, Dedi ki: (Peygambersin ey Sâlih elbette sen.) Lâkin o inâtçılar, yine inanmadılar, Buna da "Sihir" deyip, dalâlette kaldılar.