Sâlih aleyhisselâm

A -
A +

Semûdlular dedi ki: (Ey Sâlih, şu kayadan, Bir deve çıkarırsan, ederiz sana îmân. Ama o, kızıl tüylü ve hem de gebe olsun, Ayrıca o kayadan, çıkar çıkmaz doğursun. Yavrusunun rengi de, benzesin ona aynen, Sütünü fakîr içse, zengin olsun o hemen.) Onların tek gâyesi, bunu yapamasın da, Utanıp mahcûb olsun kavminin arasında. Zîrâ bu, olmıyacak bir şeydi onlar için, İhtimâl vermediler, olmasına bu işin. Sâlih Peygamber ise, güvenerek Rabbine, Bunu kabûl etti ve buyurdu ki kavmine; (Yerine gelir ise, peki bu isteğiniz, Benim nübüvvetime, îmân eder misiniz?) Onlar cevap olarak, hiç tereddüt etmeden, Dediler ki: (Elbette, inanacağız hemen.) O zaman Sâlih Nebî, "Peki" dedi kavmine, Namâz kılıp, duâ ve niyâz etti Rabbine. Semûd halkı, merakla kayaya bakıyordu, O esnâda kayada, bir kımıldama oldu. Büyümeğe başladı giderek o kayalık, Sonra, "Gebe bir deve" şeklini aldı artık. Ve bir takım sancılı sesler peydâ oldu ve, Koca kaya, ortadan çatladı birden bire. Herkes dehşet içinde kalmış idi ki, birden, "Kızıl tüylü bir deve" çıkıverdi içinden. "Lâ ilâhe illallah, Sâlihun Nebîyyullah, Hamd ederim ki beni, mûcize kıldı Allah." Bunları, fasîh dille söyleyince o deve, Reîs "Cendâ", kendini, tahtından attı yere. Gelip, Sâlih Nebînin öpüverdi alnından, Sonra Semûd kavmine, nidâ etti ardından. Dedi: (Ey Semûdlular, bu kadar körlük yeter, Bu mûcizeyi, ancak, gösterir bir peygamber. Ben îmân ediyorum o hakîkî Allah'a, Bundan başka delîle, lüzum yok artık daha.) Onun ile "Yüz kişi" daha îmân ettiler, Velâkin çoğunluğu, inkârda direttiler. Reîs "Cendâ", oradan, evine döndü hemen, Ne kadar putu varsa, kırıp attı tamâmen. Üstüne, sert keçeden bir elbise giydi ve, Dağıttı neyi varsa, îmânlı fakîrlere. Sonra çıktı evinden, kavmine vardı bizzât, O gâfil insanlara, verdi öğüt nasîhat. Dedi: (Ey Semûd kavmi, siz de îmân ediniz, Siz dahî o devenin dediğini deyiniz.) Onlar kızıp dedi ki o zaman kendisine; (Ne çabuk da aldandın, Sâlih'in bu sihrine?)