Sâlih aleyhisselâm

A -
A +

Yine Semûdluların, vardı ki tek kuyusu, Herkes, o tek kuyudan te'mîn ediyordu su. Buyurdu: (Sıra ile, bu suyu kullanınız, Bir gün o deve içsin, bir gün de siz alınız. Herhangi bir şekilde, yapmayın ona zarar, Yoksa, sizi büyük bir azâb gelip yakalar.) O deve, yavrusuyla, mer'alara giderdi, Ağaçlar, kendisine dallarını eğerdi. Ağaç yaprakları yer, otlardı vâdilerde, Taze otlar biterdi, onun için her yerde. Anlaşılır lisânla, derdi ki her gün hemen: (Her kim süt istiyorsa, gelip alsın o benden.) Semûdlular gelir ve o sütten alırlardı, Sağmadan, hiç zahmetsiz, süt kablara akardı. Tesbîhle meşgûl olur gece sabaha kadar, Sabahleyin, dağlara giderdi yine tekrâr. Her sabah, fasîh dille diyordu ki bir defâ; (Yâ ilâhî, sütümü, hem dert eyle, hem devâ. Mü'minler içtiğinde, olsun şifâ, âfiyet, Ve lâkin kâfirlere, olsun dert ve musîbet.) Gerçekten kâfirlerden, kim içtiyse o sütten, Çâresiz derde düşüp, helâk oldu o yüzden. Semûdlular toplanıp, bunu konuştular ve, Dediler: (Bize hayır getirmedi bu deve. İşte görüyorsunuz, her kim içse sütünden, Çâresiz hastalığa, düşer onun yüzünden. O, istediği gibi, otluyor mer'alarda, Bizim hayvanlar ise, ölüyorlar ard arda. Bunun bir çâresini bulmalıyız muhakkak, Yoksa, onun yüzünden olacağız hep helâk.) Müşâvere ettiler, Semûdlular o gece, "Onu öldürmek" için, karâr çıktı böylece. Sonra, bunu yapacak insanlar aradılar, Ve nihâyet sonunda, "dokuz kişi" buldular. Bunlar, pusu kurdular yol üstünde bir ara, Çünkü deve, o yoldan gidiyordu dağlara. Deve yaklaştığında, önce bir ok attılar, Yaralanıp düşünce, koşup boğazladılar. Kestiler yavruyu da, kalpleri titremeden, Pişirdiler, yediler, hiç de hayâ etmeden. O zaman kurtlar kuşlar, feryât figân ettiler, "İşte şimdi bu kavim helâk oldu" dediler. Sâlih aleyhisselâm, vâkıf olunca buna, Ağlayıp, gözyaşları aktı yanaklarına. Dedi ki: (Yâ ilâhî, âhir zaman Nebîsi, Senin en çok sevdiğin, Nebîlerin reîsi, Muhammed Mustafâ'nın hürmetine, sen yine, Îmân ve hidâyet ver, bunların kalplerine.)