Sâlih aleyhisselâm

A -
A +

İnkârda inâd eden Semûdlular, bu kere, Bir araya gelerek, yaptılar müşâvere. Dediler ki: (Bu Sâlih, bize sihir yapıyor, Yüzümüz, o sihirle sararıp kararıyor. Ve yine o diyor ki, "Üç gün sonra hepiniz, Büyük bir azâb ile toptan öleceksiniz". Malesef, ne derse, oluyor o şey aynen, Bunun bir çâresine bakmalıyız biz hemen. Üç gün tamâm olmadan, bir tedbîr düşünelim, O azâb yetişmeden, biz onu öldürelim.) Bu işi yapmak için, sonra da Semûdlular, O deveyi öldüren insanları buldular. Bunlar, gece sardılar Peygamberin evini, Lâkin Cibrîl, taş ile öldürdü her birini. Ertesi gün, oraya gelince Semûdlular, Yerde, dokuz kişinin cesedini buldular. İkinci gün, yüzleri "Kızıl" oldu küffârın, Azâb geleceğine, inandılar bihakkın. "Simsiyah", katran gibi oldu sonra yüzleri, Azâbtan kurtulmağa, kalmadı ümitleri. Kahrolup, sağa sola, göğe nazar ederek, Derlerdi ki: (Acabâ, azâb nerden gelecek?) Hak teâlâ, Cibrîl'e buyurdu ki o zaman: (Ey Cibrîl, Semûd kavmi etmedi bana îmân, Ve Resûlüm Sâlih'i dahî inkâr ettiler, Devesini öldürüp, etlerini yediler. Şimdi indir azâbı, şiddetli "Sayha" ile, Onların beldesini, harap et tamâmiyle.) Cebrâil bu ilâhî emri aldı vaktâ ki, Kuvvetli "Sayha"sını, vurdu bir sabah vakti. Övünmüş oldukları o muhkem binâlarda, Semûd kavmi, o "Ses"le, helâk oldu bir anda. Öyle ki, o "Sayha"nın kuvvet ve şiddetinden, Yüz üstü kapaklanıp, ödleri koptu birden. Onlar, hânelerinde işitince bu sesi, O şiddetle, bir anda, helâk oldu cümlesi. Bu hâl, "Hicr sûresi"nde beyân olunmaktadır, Hak teâlâ, meâlen şöyle buyurmaktadır: (Yakaladı onları, Cebrâil'in sayhası, O muhkem evlerinin, olmadı bir faydası.) Kamer sûresinde de, buyuruldu ki yine: (Biz, bir sayha gönderdik, onların üzerine.) A'râf sûresinde de, buyurdu ki meâlen; (Onlara, heybetli bir sayha geldi göklerden. Kalpleri parçalanıp, yere kapaklandılar, Ve kendi evlerinde, toptan helâk oldular.) "Sâlih aleyhisselâm", olunca kavmi helâk, Mekke'ye çıkıp gitti, mü'minleri alarak.