Şem'ûn aleyhisselâm

A -
A +

"İsa Nebî"den sonra yiğitliğiyle meşhûr, Bir Peygamber vardı ki, çok kuvvetli ve cesûr, Onu, Resûlullah da eshâba verdi haber, Buyurdu: (Şem'ûn adlı vardı ki bir Peygamber, O, bin ay, Allah için cihâd etti durmadan, Ve aslâ çıkarmadı silâhını boynundan.) Hak teâlâ, bir kuvvet vermişti ki bu zâta, Kâfirler, karşısında âciz kaldı âdetâ. O şehrin hâkimi de kâfir idi hâliyle, Onu öldürmek için, plânladı bir hîyle. Hanımına bir haber gönderdi ki: (Eğer sen, Kocanı öldürmede bize yardım edersen, Seni kendime alıp, râhat ettireceğim, Dünyâlık ne istersen, misliyle vereceğim.) Kadın buna aldanıp, dedi ki cevâbında: (Peki, ne yapmalıyım size yardım bâbında?) Dedi ki: (O uyurken, bağlarsın kuvvetlice, Biz dahî gelip onu öldürürüz böylece.) Kadın, sağlam bir iple bağladı gece onu, O, uyanıp anladı bağlanmış olduğunu. Bir hamlede koparıp, sordu ki hanımına: (Sen bu muâmeleyi ne için yaptın bana?) Dedi ki: (Biliyordum, pek fazla kuvvetlisin, Denedim ki, bu ipi koparabilir misin?) Melik vâkıf olunca ipi kopardığına, Bu sefer "Demir zincir" gönderdi hanımına. Bir gece de, bununla bağladı çok kuvvetle, Lâkin o zinciri de kırdı bir hareketle. Ve yine sebebini kadına sorduğunda, Dedi: (Merak ettim ki, kırar mısın bunu da?) Buyurdu ki: (Sâdece "Saçının teli" hâriç, Her ne ile bağlarsan, kırarım, dayanmaz hiç.) Kadın bunu öğrenip, o uyurken bir gece, Saçından, birkaç uzun tel kopardı gizlice. Birbirine ekleyip, uyurken yine "Şem'ûn", El ve ayaklarını bağladı gece onun. Melikin adamları, gelip yakaladılar, O gün asılmasına âcil karâr aldılar. Şem'ûn Nebî, Rabbine şöyle dedi duâda: (Yâ Rabbî, cihâd için yaşıyordum dünyâda. Bunda samîmiyyetim, ihlâsım varsa şâyet, Beni, bu kâfirlerin ellerinden halâs et.) Rabbimiz kabûl etti onun duâlarını, Bir melek göndererek, çözdürdü bağlarını. "Şem'ûn aleyhisselâm" kurtulunca bağından, Melikin sarayını yıkarak etti vîrân. Enkaz altında kalıp, oldular toptan helâk, Verdi cezâlarını onların cenâbı Hak.