Osmânlı Evliyâsından Geyikli Baba bir gün sevdiklerine; “Namâz, ibâdetlerin en mühimi ve en kıymetlisidir” buyurdu.
Ve şöyle anlattı onlara:
Bir gün Eshâb-ı kirâmdan bir genç, Resûlullah Efendimizin huzûruna geldi.
Ama üzgün ve perîşândı!
Efendimiz ona sordular:
“Niçin böyle üzgünsün?”
Genç sahâbî cevâben;
“Yâ Resûlallah, ben mahvoldum! Dün falan yerden gelirken harâmîler yolumu kesti. Bütün eşyâmı, paralarımı aldılar. Dünyâlık neyim varsa hepsi gitti. Beş parasız kaldım” dedi.
Efendimiz tebessüm etti.
Sonra o sahâbîye dönüp;
“Allah iyiliğini versin. Ben de zannettim ki, bir vakit namâzın kazâya kaldı da, onun için böyle çok kederlisin. Dünyâ malı için üzülmeye değer mi?" buyurdu.
● ● ●
Bu zât, yine bir sohbetinde;
“Kardeşlerim, Sevgili Peygamberimiz; (İki farz namazı bir araya getirmek, büyük günâhtır) buyuruyor” diye nakletti.
“Nasıl yâni?” dediler.
Büyük velî;
“Yâni bir namazı vaktinde kılmayıp da vaktinden sonra kılmak, en büyük bir günâhtır. Zîra bir hadîs-i şerîfte; (Bir namazı vakti çıktıktan sonra kılan kimseyi, Allahü teâlâ seksen hukbe Cehennemde bırakacak) buyuruldu” diye cevap verdi.