Şuayb aleyhisselâm

A -
A +

Çok nasîhat ederdi Medyen'e gönderdiği Peygamberdir Allah'ın, Ve kayın pederidir Mûsâ kelîmullahın. Sözleri, dinleyene ettiğinden çok tesîr, Kendisine "Hatîb-ül enbiyâ" denilmiştir. Asîl bir aileye mensûb idi kendisi, Bu kavmin arasında geçti gençlik senesi. Bakıp üzülüyordu, o azgın insanlara, Çünkü sapmışlar idi bozuk, bâtıl yollara. Allah'a ibâdeti bırakarak büsbütün, Putlara, heykellere taparlardı gece gün. Çoğu uğraşıyordu ticâret işleriyle, Lâkin ölçü tartıda, yaparlardı çok hîle. Yolcu ve garipleri, yollarda kollayarak, Alırlardı malını, hîleye başvurarak. Eziyyet eyledikçe hattâ garip birine, Bundan zevk alırlardı, hem nedâmet yerine. Zulüm ve sapıklıkla yaşarlarken böyle tam, Peygamber gönderildi "Şuayb aleyhisselâm". Onları toplayarak, buyurdu ki: (Ey kavmim! Ben size, Rabbimizden gelen bir Peygamberim. Allah'a şirk koşmaktan sakının ki muhakkak, Sâdece tek O vardır ibâdete müstehak. Aldatmayın kimseyi sakın alış verişte, Yoksa âhiret günü, yanarsınız "Ateş"te. Zaîf ve gariplere etmeyin ki eziyyet, Mahşerde, haklarını alırlar sizden elbet. Eğer dediklerime riâyet ederseniz, Ölünce, ebediyyen râhata erersiniz.) O, teblîğ ettiyse de kavmine hakîkati, Lâkin dinlemediler, bu doğru nasîhati. Hakâret eylediler hattâ "Şuayb Nebî"ye, Ve tehdît eylediler "Nasîhat etme" diye. Ve lâkin onun nûru, yayıldı dalga dalga, Medyen'den Şam'a kadar ulaştı cümle halka. Ve lâkin Medyen'liler, mâni olmak üzere, Eziyyet ederlerdi dışardan gelenlere. "Şuayb aleyhisselâm", bütün bunlara rağmen, Kat'iyyen yılmıyordu kavmine nasîhatten. Buyurdu ki: (Ey kavmim, niçin anlamazsınız? Ben nasîhat ettikçe siz daha azarsınız. Halbuki sizin için çırpınıp duruyorum, Çünkü yanacaksınız, bunu duyuruyorum. Size yasak ettiğim haram, günâh işlerden, Ben de sakınıyorum, daha fazla sizlerden. Ve istemiş olduğum emirlere gelince, Ben dahî yapıyorum, sizlerden daha önce. Sizden istediklerim, size verir menfaat, Niçin siz yapmamakta edersiniz hep inât?)