"Şuayb Nebî", kavminden hiç de çekinmiyerek, Buyurdu ki: (Bekleyin, size azâb gelecek.) Ve lâkin o azgınlar, yine inanmadılar, Küfür ve sapıklıkta ettiler inât, ısrâr. Başka memleketlerden gelenleri de yine, Hemen çevirirlerdi, hep onun aleyhine. "Şuayb aleyhisselâm", oldu buna muttali, Onlara nasîhatle beyân etti bu hâli. Buyurdu ki: (Ey kavmim, ne yapıp durursunuz? İmâna gelenlere mâni mi olursunuz? Bu, gâyet yanlış iştir, sakın böyle etmeyin, Önceki ümmetlerin hâlini fikreyleyin. Onlar da yapmışlardı bozgunculuk, ihânet, N'oldu âkıbetleri, düşünün, alın ibret. Eğer dediklerime inanmıyor iseniz, Üstünüze gelecek azâbı bekleyiniz.) Kâfirler inâd edip, inanmadılar yine, Ona düşmanlıkları ulaştı son haddine. Reîsleri dedi ki tehdîtler savurarak: (Ey Şuayb, söylüyoruz sana biz son olarak. Ya kabûl edersiniz bizim bu dînimizi, Ya da, diyârımızdan çıkarırız biz sizi.) O dahî buyurdu ki cevâben o reîse: (Biz aslâ dönemeyiz sizin milletinize. Sizin dîniniz mi var, siz şirk içindesiniz, Biz Haktan ayrılıp da, bâtıla döner miyiz?) Şuayb aleyhisselâm, kesince ümîdini, Taleb etti Rabbinden kavminin helâkini. El kaldırıp dedi ki: (Bizim ile kavmimiz, Arasında, artık sen hüküm ver ey Rabbimiz!) Kırık ve mahzûn kalple devâm edip o daha, Sonunda, kavmi için eyledi bir "Bedduâ." Çünkü hep gece gündüz uğraşmasına rağmen, Onlardan ümîdini kesmiş idi tamâmen. O inâtçı kâfirler, azıtıp günden güne, Büyük düşman oldular Hakk'ın bu Resûlüne. Hem Şuayb Peygamberi, hem de ona inanan, Mü'minleri katl için, kurdular gizli plân. Tam dökeceklerdi ki bunu fiiliyâta, Bir müthiş azâb ile, yok oldular âdetâ. Hazreti Cebrâil'in çok kuvvetli bir sesi, Sebebiyle, bir anda helâk oldu cümlesi. O kuvvetli "Sayha" ve "Zelzele"yle, cümle halk, Yüzleri üzerine düşerek oldu helâk. "Şuayb aleyhisselâm", îmân edenler ile, Azâbdan müteessir olmadılar az bile. Onlar, îmânlarının mükâfâtı olarak, Erdiler seâdete azâbdan kurtularak.