Abdülazîz Dehlevî hazretleri, bir gün sevdiklerine; “Öfke, aklı örter” buyurur.
Ve şu menkîbeyi anlatır:
Hükümdar Me'mun, eve gelir.
Ve emreder hizmetçiye:
“Bana yemek getir!”
Hizmetçi çorbayı getirirken düşer.
Ve çorba Sultanın üzerine dökülür.
Hükümdar fenâ hiddetlenir!
Hizmetçiye bağırır, çağırır!
Hattâ dövmek için fırlar ayağa!
Ancak hizmetçi akıllıdır.
Güler yüzle Ona dönüp;
“Bir dakîka Sultânım, acele etmeyin. Dînin emri üzere amel edin!” der.
Hükümdar indirir elini.
Hizmetçi bu sefer;
“Bakın efendim, Hak teâlâ; (Takvâ sâhibi kullar öfkelenmezler) buyuruyor” der.
Sultan, teskîn olur ve der ki:
“Peki, ben de öfkelenmiyorum.”
Böyle der ve yerine oturur.
Vazgeçer dövmekten.
Hizmetçi, bu kere;
“Sultânım, âyetin devamı var. Allahü teâlâ; (Onlar kusurları affederler) buyuruyor” der.
Hükümdar az daha yumuşar.
“Peki, ben de seni affettim” der.
“Sultânım, iş bitmedi. Hak teâlâ; (Biz, ihsân edenleri çok severiz) buyuruyor” der.
Sultan başlar gülmeye.
Bir kese altın getirtir.
Verir hizmetçisine...