Timur Hân

A -
A +

"Esseyyid Emîr Külâl", bir nazar etti ona. Buyurdu ki: (Çok mühim işler olacak sana. Velâkin hepsinde de, muvaffak olacaksın. Ülkeyi baştan başa, mülküne katacaksın.) Yoluna devam edip sonra o mübârek zât, Namâz kılıp, tefekkür eyledi yarım saat. Sonra, talebesinden seslenerek Mensûr'a, Buyurdu ki: (Sür'atle var git, Emîr Timur'a. Oturuyorsa kalksın, ayaktaysa durmasın. Ordusunu, Hârezm'in fethi için yollasın. Sonra da, Semerkant'a yürüsün orduları. Onunla berâberdir velîlerin rûhları.) Talebe, bu haberi getirince Timur'a, "Timur Hân", ayak üzre duruyordu o ara. O velînin emrini alınca haberciden, Harekete geçirdi ordusunu âcilen. "Hârezm"i fethederek, yürüdü "Semerkant"a. Fethetti orayı da, çok kısa bir zamanda. "Seyyid Emîr Külâl"in himmetiyle Timur Hân, Çok geniş topraklara sâhip oldu o zaman. Zamanında mü'minler şuna inanmışlardır: "Timur Hân, çok âdil ve dindâr bir müslümândır" Âlimleri pek sever, çok hürmet gösterirdi. Yanında bulundurup, "Özel değer" verirdi. Yine seyyidlere de, ederdi saygı, hürmet. Velî türbelerini ederdi çok ziyâret. "Ahmed-i Yesevî"nin kabrinin üzerinde, Çok mükemmel bir türbe yaptırmıştı devrinde. "Behâeddîn Buhârî" hazretlerinin dahî, Dergâhına, çok hizmet ederdi bizâtihi. Buhârâ caddesinden, o bir zaman geçerken, Bâzı müslümânları gördü "Halı silker"ken. Merak edip sordurdu hemence bir kimseye: (Silkelenen halılar, kime âittir?) diye. "Behâeddîn Buhârî", hânegâhına âit, Olduğunu duyunca, duygulandı o vakit. Büyük bir sevinç ile, hemen kalktı yerinden. O tozların içine kendini attı hemen. Onu böyle görünce, insanlar şaşırdı hep. Dediler ki: (Timur Hân, ne yapar böyle acep?) İşte bu velîlere, öyle çok muhabbeti, Vardı ki, ibret oldu onun bu hareketi. "Misk ve amber sürünür" gibi koca Timur Hân, O tozların içinde, zevkle durdu bir zaman. Allah'ın dostlarına gösterdiği bu hürmet, Ve onlara, kalbinde beslediği muhabbet, Sâyesinde, her işte kavuştu çok zafere. Sonunda, îmân ile çıktı "Sonsuz sefer"e.