Timur Hân

A -
A +

Bu dünyânın en büyük devlet adamlarından. Hem dahî âlimlerin dostu idi "Timur Hân". "Seyyid Emîr Külâl"in sohbetinde bulundu. Mânevî evlâtlığa, hem de kabûl olundu. Bir ara, Semerkant'a yerleşince Timur hân, Buhârâ'ya gitmeyi, arzu etti bir zaman. Seyyid Emîr Külâl'e, gönderdi şu haberi: (Buhârâ'ya gelmeme var mı müsâdeleri? Eğer izin yok ise oraya gelmemize, Lutfedip, kendileri gelsinler ülkemize. Hocamızı görmeyi, çok arzu ediyoruz. Nasıl uygun olursa, tâlîmât bekliyoruz.) Bu haber üzerine, hazreti "Emîr Külâl", Oğlu "Emîr Ömer"'i gönderip ona derhal, Buyurdu ki: (Ey oğlum, git söyle "Timur Hân"a. Kendisinden râzıyız, duâcıyız hem ona. Lâkin onun buraya gelmesi uygun olmaz. Bizim de, o yerlere gitmemiz hiç olamaz. Allahın rızâsını istiyorsa Timur Hân, Tembîh et, ayrılmasın "Adâlet" ve "Takvâ"dan. Eğer bu tembîhimi yaparsa, iyi olur. Kıyâmette azaptan, ancak böyle kurtulur. Eğer "Dünyâ malı"na meylederse kendisi, Bizim duâmızın da, hiç olmaz fâidesi.) Bu haberi alınca hocasından Timur Hân, Hocasının oğluna, söyledi ki o zaman: (Döner dönmez, arzedin lütfen pederinize. Buhârâ'nın mülkünü, vereyim emrinize.) (Buna, izin yok) dedi, Emîr Ömer cevâben. "Timur Hân", bu sefer de dedi ki ona hemen: (Öyleyse, filân şehri bağışlıyayım size. Eğer kabûl ederse, bu, nîmet olur bize.) Emîr Ömer dedi ki: (Bunu da kabûl etmez. Babam, dünyâ malına, bir zerre kıymet vermez.) Son olarak dedi ki: (İkâmet ettiğiniz, Köyü bağışlıyayım, lütfen kabûl ediniz.) Emîr Ömer, cevâben dedi: (Tahmîn ederim, Bu teklîfinizi de kabûl etmez pederim. Zîrâ bana dedi ki ayrılırken oradan: "Bizleri memnun etmek istiyorsa Timur Hân, "Adâlet" ve "takvâ"dan ayrılmasın herhalde. Ancak böyle kurtulur, azaptan kıyâmette. Ölmeden, âhirete yarar iş yapmalı ki, İnsan, böyle kurtulur azaptan tabii ki. Ve yine âhirette, yarar iş de bir tektir. O da, "Resûlullah'ın yolunda yürümek"tir. İşlerde ve sözlerde, hattâ her harekette, Emir ve yasaklara, uymalıdır elbette.)