Babası "İshak Nebî" rüyâ gördü bir gece, Bir ağaç yükselmişti belinden pek büyükçe. Uykudan uyanınca sevindi, ferahladı, Tâ ki seksen yaşında, oldu ikiz evlâdı. "Iys" ve "Yâkub" adını verdiği bu oğullar, Büyüyüp, kendisine hizmete koyuldular. Ne zaman ki vefâtı yaklaşınca nihâyet, Bu iki evlâdını, yanına etti dâvet. "Yâkub aleyhisselâm" huzûruna girince, Ellerini açarak duâ etti şöylece: (Neslimden çok Nebîler gelecekti yâ Rabbî! İşte bu evlâdımdan zuhûr ettir o va'di.) "Iys" dahî girdiğinde, eyledi şöyle duâ: (Soyundan çok melikler göndersin Hak teâlâ.) Lâkin Iys, Yâkub için ettiği temennîyi, Kendine yapılandan görünce daha iyi, Bir "Kıskançlık" duygusu giriverdi içine, Ve düşmanlık besledi hemen bu kardeşine. İshak Nebî, görüp bu Iys'in kıskançlığını, İki eşit parçaya ayırdı mallarını. Hattâ bir karışıklık çıkmaması için de, Verdi hisselerini her iki kardeşin de. Lâkin Iys, buna dahî râzı gelmediğinden, Yâkub'a düşeni de, zorla aldı elinden. Kalmayınca Yâkub'un elinde bir nesnesi, Annelik şefkatiyle üzüldü vâlidesi. Dedi ki: (Kalk evlâdım, dayının yanına var, Ümit ediyorum ki, o sana yardım yapar.) "Peki" deyip, Harrân'a vâsıl oldu nihâyet, Bir kuyuya uğrayıp, orada aldı abdest. Sonra da namâz kılıp, duâ etti Rabbine, Kalktı ve dayısını suâl etti birine. Meğerse dayısının kızı imiş o dahî, Dönünce, babasına söyledi bu haberi. O dedi ki: (Ey kızım, o kimseyi çağır git.) Kız gidip çağırınca, eve geldi o vakit. Dayısı onu görüp, suâl etti ki hemen: (Ey genç, sen kimlerdensin ve teşrîfin nereden?) Dedi ki: (Adım "Yâkub" ve "İshak"ın oğluyum, Annemin isteğiyle tâ Şam'dan geliyorum. Annem "Sâre Hâtun"dur, kardeşim var "Iys" diye Babam vefât edince, yöneldim bu beldeye.) Dayısı, bu habere çok sevindi içinden, Ve ona, vazîfeler verdi kendi işinden. Önce, büyük kızını verdi bu yeğenine, Yedi sene sonra da, küçüğü verdi yine. Küçük kızı Râhil'den, gâyet güzel ve şerîf, "Yûsüf aleyhisselâm" dünyâya etti teşrîf.