"Yusuf aleyhisselâm", Allahın bir Nebîsi, Mısır ahâlisine gönderildi kendisi. İşte bu Peygamberle ilgili hâdiseler, Anlatılır Kur'ân-ı kerîmde birer birer. Babası olurdu ki Yâkub aleyhisselâm, "Oniki oğlu" vardı, onun üç hanımından. "Yusuf"la "Bünyâmin"in bir idi anneleri, Öbür iki hanımdan olmuştu diğerleri. Yâkub aleyhisselâm, on oğluna kıyasla, "Yusuf"la "Bünyâmin"i severdi daha fazla. Bir idi anneleri çünki bu ikisinin, Hem de küçükleriydi yaş yönünden hepsinin. Ayrıca, anneleri vefât eylediğinden, Öksüz büyümüşlerdi ikisi de bu yüzden. "Yusuf aleyhisselâm", ayrıca doğduğunda, Bir "Peygamberlik nûru" parlıyordu alnında. Bu yüzden, babaları Yâkub aleyhisselâm, Bunlara, daha fazla gösterirdi ihtimâm. Bilhassa küçük "Yusuf", büyüyüp serpildikçe, Yüzünün güzelliği artıyordu iyice. Annesi vefât edip, öksüz de kaldığından, Babası, onu aslâ ayırmazdı yanından. Oniki yaşlarında idi ki, o bir gece, Uyuyup, rahmânî bir rüyâ gördü şöylece: "Gökten Ay ve Güneş'le, onbir yıldız indiler, Birlikte, ona doğru secdeye eğildiler." Heyecânla uyanıp, anlattı babasına, Ve bunun tâbirini merakla sordu ona. Yâkub aleyhisselâm, anlattığını bir bir, Dinleyip, o rü'yâyı şöylece etti tâbir. Buyurdu ki: (Bu sana, müjde ve beşârettir, "Güneş" bana, "Ay" ise annene işârettir. O "onbir yıldız" ise, birâderlerindirler, Bir gün, senin önünde secde ediverirler. Ama, sakın anlatma bunu kardeşlerine, Zîrâ şeytân, kıskançlık düşürür içlerine. Sana yapabilirler bu yüzden bir fenâlık, Çünki şeytân, insanın düşmanıdır apaçık.) Babası bilirdi ki, onbir kardeşinin de, Mahâretleri vardı rü'yâ tâbir işinde. Anlarlarsa rü'yâda bir "Müjde" olduğunu, Bu sefer daha fazla kıskanırlardı onu. Rüyâ hâdisesiyle, kendisinin de fakat, "Yusuf"a muhabbeti fazlalaştı kat be kat. Diğerleri, onun bu muhabbetli hâlini, Görüp kıskanırlardı "Yusuf"la "Bünyâmin"i. Onlar haset ederken zâten bu ikisini, Duydular üstelik bu, rüyâ hâdisesini.