Yusuf aleyhisselâm

A -
A +

Yâkub aleyhisselâm "Yusuf"u çok sevince, Onu, birâderleri kıskandılar iyice. Şeytân vesvesesiyle ettiler ona haset, Gördüğü rü'yâyı da, işittiler nihâyet. O zaman hasetleri daha da fazlalaştı, Günden güne çoğalıp, had safhaya ulaştı. Toplanıp, bu husûsu ettiler istişâre, Dediler: (Onu evden ayırmaktır tek çâre.) Eğer ki ayırmazsak onu pederimizden Babamız, daha soğur gitgide hepimizden. Yâhut da, çok uzakta bir yere götürelim, Ve onu, tek başına ölüme terk edelim.) Onlar böyle yapmakla, zannederler idi ki, Böylelikle babamız çok sever bizi belki. Yaptıkları bu işin günâh olduğunu da, Bile bile, ittifak ettiler hepsi bunda. Ve lâkin bir tânesi dedi: (Beni dinleyin, Bana soruyorsanız Yusuf'u öldürmeyin. Onu bırakınız ki bir kuyunun dibine, Yolcular, o kuyudan çıkarsın onu yine.) Onun bu teklîfine, hepsi "Uygun" dediler, Kuyuya atmak için, ittifak eylediler. Lâkin almak çok zordu, onu babalarından, Çünki hiç ayırmazdı onu kendi yanından. Sonra, babalarının, onu kendilerine, Vermiyeceğini de biliyorlardı yine. Çünki bilirlerdi ki, Yusuf'a duydukları, Haset ve kıskançlığı bilirdi babaları. Bunun için toplanıp, yaptılar istişâre, Dediler ki: (Hîleye başvuralım tek çâre.) "Yusuf'u çok seviyor" gibi tavır alarak, Hemen babalarına gittiler toplanarak. Dediler: (Ey babamız, Yusuf birâderimiz, Devâmlı ev içinde oturur, bilirsiniz. İzin ver, bizim ile o da gelsin kırlara, O da gezsin, oynasın, tırmansın bayırlara. Çayır çimen üstünde koşuştursun yavrucak, Şimdi tam zamanıdır gezecek, oynıyacak. Bize, Yusuf hakkında neden inanmıyorsun? Bizden, onun hakkında ne için korkuyorsun? Halbuki ona karşı, biz çok merhametliyiz, Onun iyiliğidir tek arzû ve gâyemiz. Onu, gözümüz gibi biz koruruz pek iyi, Aslâ yaklaştırmayız ona bir tehlikeyi. Yârın onu gönder ki, bizim ile kırlara, Meyve yesin, ok atsın, katılsın yarışlara. Muhakkak iyi gelir bu gezi ona gâyet, Bize güven ve onu, eyle bize emânet.)